Cuma, Ağustos 01, 2008

Fw: İlt: HOROZ...

'Denizli'de araþtýrma yapmak için kamp kuran bir grup üniversite öðrencisi, kamp yakýnýna tüneyen bir Denizli horozunun sabahýn erken saatlerinde yüksek sesle ötmesinden çok rahatsýz olmuþlar...

Sabahýn köründe ortaya çýkan horoz, önce dikleniyor, sonra dakikalarca ötüyormuþ...Tabii ekipte ne uyku ne de huzur býrakmýyormuþ...Sonunda sabýrlar tükenmiþ... Susturmak için baþlamýþlar horozu kovalamaya... Horoz önde.. Gençler peþinde... Mahalle arasýna dalmýþlar... Kovalamacayý gören, fakat bir anlam veremeyen yaþlý dede, seslenmiþ: - Hey, evlatlar!.. Bu zavallý horozu niye ürkütüyorsunuz?.. - Dede, sabahýn köründe ötmeye baþlýyor, kampý ayaða kaldýrýyor. O yüzden baþýný keseceðiz!.. - Yazýktýr evladým yapmayýn!.. demiþ ihtiyar, býrakýn, ben onun sesini keserim, bir daha da rahatsýz etmez sizi...Gençler bunun üzerine kovalamayý býrakmýþlar. Ertesi sabah, hafif 'gak - guk' sesleri dýþýnda horozdan kayda deðer hiçbir ses çýkmadýðýný görünce de þaþýrýp dedeye koþmuþlar: - Yahu dede, ne yaptýn da bu horozun sesini kestin?.. Ýhtiyar gülmüþ:- Kýçýna zeytinyaðý sürdüm. Horoz kabararak ötmeye yeltendiðinde, gerisi tutmuyor ki kuvvet alsýn... Ancak 'gak - guk' edebiliyor...Kýssadan hisse: Arkan saðlamsa, istediðin kadar kabarýr, diklenir, sözünü dinletirsin.Arkan bir gevþemeye görsün, ancak 'gak-guk' edersin...

Hiç yorum yok: