Fıkra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fıkra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Temmuz 28, 2009

Boşanma Davası

Biri 95 yasinda, biri 92 yasinda kari-koca,
bosanmak için hakimin karsisina çikmis.
hakim üzülmüs,
'yapmayin yahu!' demis,
'yetmis yillik evlisiniz, niye bosanacaksiniz? '
'yok' demis adam,
'Biz çoktan bosanmaya karar verdik de...çocuklar etkilenmesin diye,
ölmelerini bekledik!'...

Salı, Mayıs 05, 2009

PADİŞAH VE GAYSERİLİ...

Padişahın biri,


- Bana yalan söyleyebilene bir küp dolusu altın vereceğim!
demiş.

Yalancılar, hemen saraya koşuşturup başlamışlar yalana;


- Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü.


- Bunun neresi yalan?.. Kuş kartaldır, Arslan da kuzu kadar minik bir

yavru. Kaptı mı götürür tabii!..


- Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar!..


- Ülkenin kralı, pencereden bakınırken tacını düşürmüş. Taç da

pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş. Taç kimin kafasındaysa, kral odur tabii!..


- Padişahım, ben gökyüzüne bir ok attım. Altı ay sonra geri döndü!


- Senin ok bir ağacın üstüne düşmüştür. Ağaç, sonbaharda yapraklarını dökünce, takılacak yer bulamayıp yere inmiştir.


Böylece padişah, her yalana gerçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha bu yalandır dedirtememiş.

Ama bir gün bir Kayserili gelmiş;


- Padişahım, sen benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın almıştın. Şimdi geri almaya geldim.

Yalandır dersen ödülümü ver. Yalan değil dersen borcunu öde!..

Pazar, Nisan 26, 2009

Deli ve salak arasındaki fark

Arabanın lastiği tam akıl hastanesinin önünde patlar.
Adam arabayı kenara zor yanaştırır.
Sonraki işlem malum...
Kriko, stepne, bijon anahtarı ve tekeri söker.
Ama söktüğü 4 adet bijon, yuvarlanıp yağmur mazgalına düşer.
Mazgal açılır gibi değil,
Bijonlar görünmüyor bile.
Adam bir sağına bakar, bir soluna bakar,
çaresiz kaldırıma çöker.
Olayı en başından beri akıl hastanesinin demir parmaklıklı penceresinden izleyen bir deli, seslenir;
- Ula salaaak! Sen ne yapıyorsun orda öyle?
- Sorma birader, lastik patladı ve değiştirirken bijonları mazgala düşürdüm.
- Düşündüğün şeye bak! Diğer lastiklerden birer tane bijon çıkar. Hepsi 3 bijonlu olsun.
Seni, 1 lastikçiye kadar idare eder.

Adam hemen denileni yapar.
Ve akıl hastanesindeki deliye seslenir:
- Senin ne işin var tımarhanede?
Cevap müthiştir....
- Biz burada delilikten yatıyoruz kardeşim, salaklıktan değil...!

HAYAT ÇATLAK BARDAKTAKİ SUYA BENZER; SEN İÇSEN DE BİTECEK İÇMESEN DE. SEN HAYATI GÜZEL YAŞASAN DA BİTECEK YAŞAMASAN DA.

Selamlar

Salı, Mart 31, 2009

Kayserili işini bilir

Adam, Kayserili arkadaşının latex-kauçuk ürünler yapan fabrikasını
geziyordu...

Bir ara bir otomatik makinanin başına gelir ve makinadan ilginç seslerin geldiğini duyar ;
- Pissst....PAT..! ......pissst ..PAT..! .....pissst....PAT..!

Merak edip sorar bu makinenin ne yaptığını ve neden bu
seslerin geldiğini..
Arkadaşı cevaplar :
- Bu makina biberon emziği yapıyor... 'pissst' sesi kalıba gelen latexin sisirilip emzik formu aldığını, 'PAT' sesi de ucuna açılan deliğin sesini
belirtir...

Geziye devam edip baska bir makinanin başına
gelirler. Bu makinadan da benzeri sesler geliyordu ama
sıralamaları farklıydı ;
- Pisssst....Pisssst....Pisssst....Pisssst....PAT..!

Adam gene meraklanıp sorar ;
- Peki bu ne makinesi ?
- Bu prezervatif makinesi...
- Ama neden 4 'Pisssst'tan sonra 1 'PAT' sesi geliyor...

Arkadaşı yanıtlar ;
- Her 4 preservatiften sonra 1 tanesinin ucunu deliyoruz ondan..

Adam şaşkınlıkla ve biraz da kızarak sorar..
- Ama neden..? Bu yaptığınız hiç hoş değil..

Kayserili cevap verir..
- Öyle mi...emzikleri kime satıcaz peki...????

Karınca ve Ağustos Böceği

Karınca yaz boyunca çalışırken ağustos böceği saz
çalmış. Bilirsiniz hikayeyi. Tabi kış gelmiş, karınca
sıcacık evinde afiyet içinde yaşıyorken bir gün
kapısı çalmış.
Bakmış ağustos böceği.
"Tamam" demiş,
"Yaz boyunca saz çaldın şimdi aç kaldın ve benden
yemek istemeye geldin değil mi ? Saz çalacağına biraz
çalışmış olsaydın böyle aç
kalmazdın işte..."

Ağustos böceği de
"Yoo, yanlış anladın." demiş.
"Biz yaz boyunca saz çalınca, ayıptır söylemesi
biraz para yaptık da . Hatta meşhur da oldum, şimdi
Avrupa turnesine çıkıyorum. Belki oralardan istediğin
bir şeyler vardır, diye sormaya geldim" demiş.

Karınca bir bakmış ağustos böceğinin hiç öyle aç
bir hali yok. Üzerinde bir kürk var, arkada da kocaman bir
limuzin, önünde şoförü ile onu bekliyor.

"Yok, bir şey istemiyorum" demiş, "
"Ama Fransa'ya uğrayacaksın değil mi?"
-"Evet.."
-"İyi o zaman, demiş karınca, Paris'e gidince
orada La Fontaine diye biri var, ona söyle "Onun
sülalesinisi........!!.."

Pazar, Mart 15, 2009

Lafı uzatmanın alemi yok

Bir Cenderi, bir Kamburi bir de Bektaşi dervişi yol kenarında otururken önlerinden hoş bir hanım salınarak geçer.

Cenderi Baba arkasından bakarak:

"Ateş-i aşkınla dil-hûn olan bir zedeyim ben,

Kaldır nikabını seyreyleyim gül yüzünü ben" der.

Kamburi Baba altta kalmaz, meşhur beyti patlatır:

"O gül endam bir al şale bürünsün yürüsün.

Ucu gönlüm gibi ardınca sürünsün, yürüsün" der.

Sıra Bektaşiye geldiğinde:

"Ohhhh göte bak"

Refikleri irkilirler:

" E oldu mu Baba Erenler?"

Bektaşi Babası:

"A canlarım, sizin de dedikleriniz, dönüp dolaşıp oraya gelecek ya!"

Pazartesi, Şubat 16, 2009

Temel, Şımarık Amerikalıya Kapağı Takıyor

Temel İstanbul boğazında tekneyle turist gezdiriyormuş. Bir gün bir Amerikalıyı almış, başlamışlar tura. Adam bir saray görüp sormus:
- Bu ne kadar zamanda yapıldı?
Temel:
- 10 yılda
demiş.
Adam:
- Yazık, bizde olsa 5 yılda biterdi.
Derken bir cami görüp sormus:
- Bu ne kadar zamanda yapıldı?
Temel:
- 5 yılda
demiş.
Adam tekrar:
- Yazık, bizde olsa 2 yılda biterdi
demiş.
Temel sinirlenmeye başlamış. Bir tarihi yapı daha görmüşler, turist tekrar sormus, Temel:
- 2 yılda
demiş.
Adam:
- Vah vah! bizde olsa 1 yılda biterdi
demiş. Derken tam o sırada Boğaz Köprüsü`nün altına gelmişler. Amerikalı köprüyü göstererek tekrar sormus:
- Peki bu ne kadar zamanda yapıldı?.
İyice sinirlenen Temel cevabı yapıştırmış:
- Hangisi? Bu mu? Bilmem, vallaha dün burada yoktu!!!...

Salı, Şubat 10, 2009

Fıkralar

kadınla adam yatakda konuşuyorlarmış. birden kadının telefonu çalmış.
kadın telefona bakmış. bir süre konuştuktan sonra telefonu kapatmış,
yanındaki adam sormuş ' arayan kimdi?' kadın ' kocamdı, seninle
toplantıdaymış'

--------------------------------------------------------------------------------

Melon şapkasının üzerinden kafasının kaşımaya çalışan adamı görmüş ve
yanına giderek:
- Afedersiniz, siz Laz mısınız?
- Evet, neden sordun?
- Şapkanızın üzerinden kafanızı kaşımaya çalışıyordunuz da...
- Ne olmuş yani?! Sen kıçın kaşınınca pantalonunu mu çıkarıyorsun?

--------------------------------------------------------------------------------

Polis müfettişi incecik güzel sekretere sormuş:
- Patronun neden kendini pencereden aşağı attı!
'Bilemiyorum' demiş fıstık kız:
- Bana her zaman çok iyi davranırdı. 2 ay önce bana çok pahalı bir vizon
kürk aldı, geçen ay da spor bir araba.
- Eeeeee?
- Bugün 3 karatlık çok kıymetli pırlanta bir yüzük hediye etti ve ' Sana
sahip olabilmem için daha ne bedel ödememi istersin?' dedi.
- Peki, sen ne cevap verdin?
- Ben sadece 'Ofisteki diğer adamlar gibi bir saatliğine 50 dolar verseniz
yeter' dedim!*

--------------------------------------------------------------------------------

Irgat koşa koşa ağasının yanına gelir;
-Ağam akşam rüyamda seni gördüm
-Hayırdır len nasıl gördün?
-İkimizde aynı uçakta seyahat ediyorduk.
-Eeee
-Sonra uçak arıza yaptı ve düştü.
-Hayırdır inşallah,ne oldu sonra?
-Ben bok çukuruna, sen de bal çukuruna düştün.
-Olacak di mi o kadar fark. Ağalığım rüyad a bile belli olmuş.
-Sonra birbirimizi yalaya yalaya temizledik.

--------------------------------------------------------------------------------

Çocuklar öğle yemeği için Katolik ilkokulunun kafeteryasında
sıraya girmişlerdi.
Masanın başında büyük bir elma yığını vardı, rahibe
bir not yazıp elma tepsisinin üzerine asmıştı:
'Sadece BİR tane alın. Tanrı izliyor'
Sırada biraz daha ilerleyince, masanın diğer ucunda büyük bir
çukulatalı çörek yığını vardı.
Bir çocuk not yazmıştı,
'İstediğiniz kadar alın. Tanrı elmaları gözlüyor'

Cuma, Şubat 06, 2009

Fıkra: Ne Görüyorsun??

Karı koca birlikte tatile çıkarlar. Gittikleri yerde
kamp kurarlar. Tatillerinin ikinci gününün akşamı
güzel bir yemek yiyip uykuya dalarlar.Birkaç saat sonra
kadın uyanır ve kocasını da uyandırır. Adam uyku
sersemidir güzel bir rüyadan uyandırıldığı için de
biraz kızgındır."Ne oldu? Ne istiyorsun?" diye
sorar."Yukarıya bak ve bana ne gördüğünü söyle.
"Adam gökyüzüne bakar ve cevap verir:"Bunun
için mi uyandırdın beni?. Baktım işte. Bir sürü
yıldız görüyorum, ışıl ışıl parlayan milyonlarca
yıldız." Karısı tekrar sorar: "Peki, bu sana
neyi gösteriyor?" Artık iyice uykusu kaçan adam
biraz düşünür ve cevap verir: "Teolojik olarak
Tanrının kudretini ve kendi acizliğimizi görüyorum.
Felsefi olarak, evrenin sonsuzluğunu ve onun
karşısındaki önemsizliğimizi görüyorum. Astronomik
olarak galaksilerin, yıldızların, gezegenlerin
varlığını görüyorum. Yıldızların konumuna bakarak
saatin 3 olduğunu, meteorolojik olarak da bugün havanın
çok güzel olacağını görüyorum. Niye sordun bunu bana?
Sana neyi gösteriyor?""Çadırımızı
çalmışlar...''

Pazartesi, Ocak 12, 2009

HAZIRCEVAP ÖDÜLLERİ

Mansiyon ödülü
Hava Yollarında yemek servisi zamanı. Hostes en öndeki
adama kibarca gülümseyerek sordu:

- Yemek ister misiniz efendim?

Kendini lokantada zanneden yolcu servis masasına baktı:

- Seçeneklerim neler?

Hostes yine kibarca gülümseyerek seçenekleri sundu:

- Evet veya hayır.


***


3 üncü lük ödülü
Bir alışveriş merkezindeyiz. Yaşlı bir hanım tavuk
reyonunda bir türlü istediği kadar büyük bir tavuk
bulamayınca, onu izleyen reyon görevlisine söylendi:

- Bu tavukların daha büyük olmaları mümkün değil mi?

Görevli tonton teyzeye takılmadan edemedi:

- Mümkün değil teyze, onlar ölü.


***


2 nci lik ödülü
Kamyon sürücüsü 'dikkat, alçak köprü' ikaz
levhasını fark ettiğinde iş işten çoktan geçmişti.
Olanca hızıyla üst köprüye bindirdi ve orada
sıkıştı kaldı. Arkasında kilometrelerce araç kuyruğu
oluştuktan sonra trafik/kurtarma ekibi nihayet geldi.
Kurtarıcı işine başlarken polis de gözleri
sıkışmış kamyonda, sürücüye yaklaşarak söze
girmiş olmak için sordu:

- Köprüye sıkıştınız, he?

Sürücü canı burnunda homurdandı:

- Yo, köprü taşıyordum, mazotum bitti.


***


1 inci lik ödülü
Trafik kuralı ihlali yapan kimsenin çıkmadığı uzun
bir nöbetin sonunda polis nihayet aşırı hız yapan bir
aracı durdurdu. Sürücü camı açtı. Ruhsat ve
ehliyetini uzattı. Polis ceza makbuzunu cebinden
çıkarırken keyifle gülümsedi.

- Sizi bütün gün bekledim.

Sürücü nasıl olsa cezamı öyle ya da böyle
çekeceğim rahatlığıyla, iç çekerek cevap verdi.

- Anlıyorum memur bey. Elimden geldiği kadar hızlı
gelmeye çalıştım ben de.

Polis, dakikalar süren gülmesi kesilmeyince adama eliyle
git, git işareti yaptı ve adam cezadan kurtuldu

Pazartesi, Ocak 05, 2009

Fw: kesinlikle okuyun..süperrrr

PATATES TARLASI

Nebraska'da yaşlı bir adam yaşardı. Patates ekimi için bahçeyi bellemesi gerekiyordu, lakin bu çok zor bir i şti. Tek oğlu olan David ona yardım edebilirdi, fakat o da hapisteydi. Yaşlı adam oğluna bir mektup yazdı ve müşkülatını izah etti.



Sevgili David,
Patates bahçemi belleyemeyeceğimden, kendimi çok kötü hissediyorum.
Bahçeyi kazmak için oldukça ya şlanmış sayılırım. Burada olsan bütün derdim bitecekti.

Biliyorum ki sen bahçeyi benim için hallederdin.
Sevgiler
Baban



Bir kaç gün sonra oğlundan bir mektup aldı.
Babacığım,
Allah aşkına bahçeyi kazma, ben oraya cesetleri gömmüştüm.
Sevgiler
David


Ertesi gün sabaha karşı saat 04:00' de FBI ve yerel polis ç ıka geldi ve tüm sahayı kazdılar, lakin hiç bir cesede rastlamadılar. Yaşlı adamdan özür dileyerek gittiler.
Ayni gün yaşlı adam oğlundan bir mektup daha aldı.

Babacığım,
Simdi patatesleri ekebilirsin. Bu şartlarda yapabileceğimin en iyisini yaptım.
Sevgiler
David

BİR GÜÇLÜKLE KARŞILAŞTIĞINIZDA,

KENDİNİZE BİR KAÇIŞ YOLU DEĞİL,

BİR ÇIKIŞ YOLU ARAYIN.

D. L. Weatherford

Bush ve Trafik

Amerika'da adamın biri işine giderken birden Anormal bir trafiğin içine düşer, ama trafik bir milimetre bile kıpırdamamaktadır. Bir süre sonra arabasının yan camına birisinin tıkladığını görür ve camını açar.
-Ne var, ne olmuş acaba ozur
-Teroristler Bush'u yakaladılar.........
Eğer 1 milyar dolar verilmezse, üstüne benzin dokup yakacaklarmış.
-Haa şimdi anladım bu trafiği...
-Ya işte onun için, herkesten biraz yardım topluyoruz
-insanlar ne kadar veriyor ortalama olarak ?
-Valla yaklaşık olarak 5 'er Litre ...!!

Cumartesi, Ekim 04, 2008

Temel bu!

Japon' un biri, Rize'de bir kahveye girmis ve, herkese kafa tutmuş :
--- 'Var mı ? Aranızda delikanlı ? Varsa ? Çıksın dışarı...'
TEMEL kapıya doğru yürümüş,
--- 'Çıkıyorum ulan ! Görelim bakalım erkekliğini...'
Birkaç dakika sonra, TEMEL ağzı-burnu dağılmış bir vaziyette, kahveye geri dönmüş... Peşinden de, JAPON kasılarak içeri girmiş ve kahvedekilere TEMEL'i göstererek :
--- 'Ona, 'Toyokumi' ustanın, 'Katakori' tekniğiyle vurdum.'
Ertesi gün JAPON yine gelmiş. Yine meydan okuma. Yine TEMEL' den rest. Ve birkaç dakika sonra kapıda yine, ağzı-burnu dağılmış bir TEMEL. Ve peşinden kasılarak yaptığı oyunu açıklayan JAPON :

--- 'Ona, 'Kuyotomi' ustanın, 'Kihotomi' tekniğiyle vurdum.'
Ertesi gün yine aynı hikaye. Dayak yemekten ayakta duramaz hale gelmiş TEMEL ve hergün değişik bir stil kullanan JAPON :
--- 'Ona, 'Toyohama' ustanın, 'Kimanto' tekniğiyle vurdum.'
--- 'Ona, 'Tiyotoki' ustanın, 'Kohimato' tekniğiyle vurdum.'
.............. derken, Bu böyle bir hafta devam etmiş. Ve sekizinci gün ! JAPON yine kahveye gelip, yine herkese kafa tutmuş. JAPON' un restini gören yine TEMEL olmuş tabii... Birkaç dakika sonra, herkes yine suratı dağılmış bir TEMEL beklerken, Bu kez JAPON, ağız-burun dağılmış, hoşaf! Kanlar içinde kapı da belirmiş ? ? ? TEMEL de hemen arkasından girmiş içeriye, JAPON' u göstererek :
--- 'Ona, 'Toyota' nın 'Krikosuyla' vurdum' demiş...


Gelecekte T.C kimlik noları ne işe yarayacak

Gelecekte kimlik no'larımız ne işe yarayacak?

Operatör: Pizza xxx'i aradığınız için teşekkürler.

Müşteri: Merhaba, sipariş verebilir miyim..?

Operatör : Evet... siz... Bay Mehmet Selami'siniz ve Kadıköy'deki evinizden
arıyorsunuz. Ev numaranız 216-xxx 61 62, ofisiniz 216-xxx 70 80 ve mobil telefonunuz
xxx 201 25 25...

Müşteri: Bütün numaralarımı nereden biliyorsunuz?


Operatör : Sisteme bağlıyız efendim.

Müşteri: Bir bol sucuklu, pastırmalı, kıymalı pizza istiyorum...

Operatör : Bu iyi bir fikir değil efendim!

Müşteri: Nasıl yani?

Operatör : Tıbbi kayıtlarınıza göre tansiyonunuz ve kolesterolünüz oldukça yüksek
efendim.

Müşteri: Nasıl?... Peki ne almalıyım?

Operatör : Diyet Maydanoz-Brokoli Pizza'mızı deneyin. Seveceksiniz.

Müşteri: Seveceğimden nasıl emin olabilirsiniz ki?

Operatör : Geçen hafta bir kitapçıdan 'Maydanozun Faydaları' ve 'Brokoli Yemekleri'
kitaplarını almıştınız efendim.

Müşteri: Tamam; teslim oluyorum... Ondan bana 3 aile boyu gönderin lütfen. Ne kadar
tutuyor?

Operatör : 6 kişilik aileniz için bu yeterli olacaktır efendim. Toplam 61 YTL.

Müşteri: Kredi kartıyla ödeyebilir miyim?

Operatör : Maalesef nakit ödemeniz gerekecek efendim. Kredi kartınız limitini
doldurmuş ve geçen yılın Kasımından beri bankanıza 3720,55 YTL borçlusunuz. Buna
aldığınız plazma tv taksitleri de dahil değil üstelik....

Müşteri: Sanırım adamınız buraya gelmeden önce yakındaki bir ATM'den nakit çekmem
gerekecek.

Operatör : Yapamazsınız efendim. Kayıtlarınıza göre bugünkü nakit çekme limitiniz olan
1000 YTL'yi doldurmuş durumdasınız.

Müşteri: Önemli değil, siz pizzaları gönderin.
Adamınız gelene kadar parayı ayarlarım. Gelmesi ne kadar sürer?

Operatör : Yaklaşık 45 dakika efendim; ama bu kadar beklemek istemiyorsanız 34 ZVT
666 plakalı motosikletinizle gelip daha kısa sürede buradan kendiniz de alabilirsiniz. ..

Müşteri: Ne!

Operatör : Sistem kayıtlarına göre böyle plakalı bir scooter motosikletiniz var...

Müşteri: *'!^ *%^**%^I7*

Operatör : Sözlerinize dikkat etseniz iyi olur efendim. Unutmayın ki 15 Temmuz
1997'de bir polise hakaretten tutuklanmıştınız...

Müşteri: [Sessizlik.. ]

Operatör : Başka bir isteğiniz var mı efendim?

Müşteri: Yok... Bu arada; reklâmınızdaki 3 şişe bedava kolayı da gönderiyor musunuz?

Operatör : Normal olarak gönderirdik efendim, ama kayıtlarınıza göre siz bir
diyabetliksiniz, size Zero Cola gönderiyorum...

Cuma, Eylül 12, 2008

Nişan Nedir?

Oniki yaşındaki oğlan ondört yaşındaki amcaoğluna soruyor: - Abi
ablam nişanlanıyor biliyorsun...
- Yaz sonu nikah varmış, bizim evde de konuşuyorlardı.
- Ben sana bir şey sormak istiyorum...
- Söyle...
- Bu nişan dedikleri ne? Evde sordum, 'Eh evlenecekler işte' diyorlar ama
nişanlanınca ne oluyor, onu anlayabilmiş değilim.
- Hıııım... Zor soru, bak ben sana bir örnekle anlatayım...
- Dinliyorum.
- Diyelim ki Şubat'ta yarıyıl karnesini aldın, hepsini pekiyi getirdin. Sana
bir bisiklet alıyorlar ve 'Haziran'da bütün dersleri pekiyi getir, sınıfı
geç, bu bisiklet senin' diyorlar. İşte Şubat ile Haziran arasındaki o süre
var ya, bisiklet senin ama binemiyorsun; o süreye 'nişanlılık dönemi'
deniyor.
- Haa şimdi anladım, bisikletin var, evde duruyor; sen ona bakıyorsun o sana
bakıyor; ama binemiyorsun ta ki sınıfı geçene kadar. Peki dokunmaya izin var
mı?
- Vallahi onu ben de tam bilemiyorum; binmek kesinkes yasak da, galiba
ziliyle oynayabiliyorsun!..

DAHA FAZLASI İÇİN TIKLA

Cuma, Ağustos 08, 2008

Romantik Evlilik...:)

Kadin gece yarisi uyandiginda kocasinin yatakta olmadigini gorur. Kalkip mutfaga gittiginde kocasini yasli gozlerle kahve icerKen bulur.
-'Ne oldu, neyin var' diye sorar.
-Adam:'40 yil onceki ciktigimiz gunleri hatirliyormusun? '
Kadin cok duygulanir. Demekki kocasi 40 yil onceki yillarini hatirlayip, uyuyamamistir.
-'Evet' der duygulu bir sesle.
Adam:-'Daha liseyi yeni bitirmistik ve sen 18'ine girmek uzere idin.'
-'Evet' der kadin o gunleri hatirlayarak.
-' Bir gun annen evde yoktu ben size gelmistim.Hatirliyo rmusun?'
-'! Evet ' !der kadin gulumseyerek.
-Adam:'Annen eve erken gelmisti ve bizi yakalamisti, hatirliyormusun?
-' Kadin 'Evet' der buyuk bir sevgiyle. Kocasinin her detayi hatirlamasindan memnun ve mutlu.
Adam:-'Annen odasina gitmis bir silah ile gelip silahi basima dayamis ve ya kizimla
evlenirsin yada seni 40 yil hapsegonderirim, daha 18'ine bile basmadi' demisti. Hatirliyormusun? '
-'Evet' der kadin gulumseyerek.
Adam gozlerindeki yaslari siler ve buyuk bir ic çeker:
-'Bugun hapisten cikiyor olacaktim !!

Salı, Ağustos 05, 2008

85'lik Dede Yapar Mı? :))

85 yasinda bir adam dogum hanenin kapisinda beklemektedir. Dogum
haneden cikan doktor soyle bir bakindiktan sonra yasli adama sorar:
-"icerde dogum yapan bayan yakininiz mi?"
-"Evet, esim."
-"Ama bayan 25 yaslarinda..."
-"Tamam iste, esim o. Niye sasirdiniz, baba olamaz miyim yani?"
-"Yoo, aklima benim dedem geldi de."
-"Nesi varmis dedenizin?"
-"Kendisi av meraklisi idi. cokca ava cikardi. Ancak yaslaninca zorlanmaya
basladi. Bir gun ava cikacakken kendisini uyardik, aman yapma dedecim, sen
yaslandin, ava gidemezsin diye. Kendisi israr etti ve hazirlandi. E, tabi
yaslilik, cikarken birtanede baston aldi eline. Ben de kendisiyle gittim.
Ormanda bayagi yol gittikten sonra bir geyik gorduk. Dedim ya, dedem yasli.
Bastonu omzuna koydu, dogrulttu ve geyige bastonla ates etti. Geyik o anda
vurulup yere dustu"
Yasli adam:
-"Olur mu, baskasi vurmustur onu."
Doktor:
-"Ben de onu demeye calisiyorum iste."

Salı, Nisan 22, 2008

Güzel Unutkanlık

INTERNET REHBERİ
Genç adam yaşlı karı-kocanın evlerine misafir olur. 75 yaşındaki amca karısından bir fincan daha çay isterken, 'Çiçeğim, bir bardak daha verir misin?' der. Sonra da 'peteğim, hiç şekersiz lütfen' diye ekler. Kendisine 65 yaşındaki tatlı karısının getirdiği tavşan kanı çayı alırken de 'bebeğim, sana çok zahmet oldu' diye ekler. Genç adam, yaşlı amcanın karısı için kullanıldığı sevgi sözcüklerinden çok etkilenir 'Amcacığım, kaç yıllık evlisiniz?' diye sorar. Yaşlı ama dinç adam '40 seneyi geçtik evladım' der.
Genç adam: 'Vallahi maşallah, Allah muhabbetinizi arttırsın. Sürekli çiçeğim, peteğim, bebeğim gibi güzel sözlerle hitap ediyorsunuz galiba. Yanakları pembeleşmiş teyze; 'Doğru, birkaç yıldır hep bana böyle hitap ediyor' deyip mutfağa doğru yöneldiğinde yaşlı amca genç adamın kulağına doğru eğilerek: 'Şiişşt, çaktırma, 2 sene önce adını unuttum, hala hatırlayamıyorum.'

Salı, Nisan 08, 2008

Fıkra

Dünya feministler kongresinde, Amerikan Delegesi Hanımefendi kürsüye gelmiş 'Geçen yılın kararlarını aynen uyguladım. Eve gider gitmez kocama :
-'Bundan sonra temiz çamaşır istersen kendi çamaşırını kendin yıka. İşte makine orda..' dedim.İ lk gün birşey görmedim. İkinci gün bir şey görmedim. Üçüncü gün bir baktım, makinenin başında sadece kendi çamaşırlarını değil, benimkileri de yıkıyor.'
Alman Delegesi söz almış. Ben de kararımız gereğince kocama:
- 'Bundan böyle temiz tabakta yemek istiyorsan kendi bulaşığını kendin yıka' dedim.. Birinci gün birşey görmedim. İkinci gün birşey görmedim. Üçüncü gün baktım, makinenin başında sadece kendininkileri değil, benim bulaşıklarımı da yıkıyor.'
Üçüncü konuşmacı bizden, feminist kardeşimiz; Türkiye'ye döner dönmez kararımız gereğince kocamla konuştum. Ona dedim ki:
-'Bundan böyle yemek yemek istiyorsan, kendin pişirmen gerekecek. İşte mutfak orada.. 'Birinci gün birşey görmedim. İkinci gün bir şey görmedim. Üçüncü gün sol gözüm biraz açılır gibi oldu, hafiften görmeye başladım... :))

Salı, Nisan 01, 2008

Başkası Vurmuştur

85 yaşında bir adam doğumhanenin kapısında beklemektedir.

Doğumhaneden çıkan doktor şöyle bir bakındıktan sonra yaşlı adama sorar:
-'içerde doğum yapan bayan yakınınızmı?'
-'Evet, eşim.'
-'Ama bayan 25 yaşlarında...'
-'Tamam işte, eşim o. Niye şaşırdınız, baba olamaz mıyımyani?'
-'Yoo, aklıma benim dedem geldi de.'
-'Nesi varmış dedenizin?'
-'Kendisi av meraklısı idi. sürekli ava çıkardı. Ancak yaşlanınca zorlanmaya başladı. Bir gün ava çıkacakken kendisini uyardık, aman yapma
dedecim, senyaşlandın, ava gidemezsin diye. Kendisi israr etti ve hazırlandı. Eee, tabi yaşlılık, çıkarken tüfek yerine baston aldı eline. Ben de kendisiyle gittim. Ormanda bayağı yolyürüdükten sonra bir geyik gördük. Dedim ya, dedem yaşlı. Bastonu omzuna koydu, doğrulttu ve
geyiğe bastonla ateş etti.Geyik o anda vurulup yere düştü...'


-'Olur mu, başkası vurmuştur onu.'
-'Ben de onu demeye çalışıyorum...
INTERNET REHBERİ