Internet Geyikleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Internet Geyikleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Nisan 26, 2009

Afrika'da İnternet


Eskiden BBS'ler vardı ve maillerimize offline olarak bakardık. Yani biz e-postaları önce yazar sonra bir ara internete bağlanan BBS'ler bunları toplu olarak gönderirdi. Burada da bir benzeri görülüyor. Arkadaşlar internette sörf yapıyorlar.

Cuma, Şubat 06, 2009

ÖFKEYİ KONTROL ETME YÖNTEMLERİ (Mükemmel) : c

Bazen işler yolunda gitmez ve cinlerimiz tepemize çıkar ve sinirimizi
başkasından çıkartırız! Ama böyle durumlarda sinirimizi tanıdığımız birinden
değilde, hiç tanımadığımız birisinden çıkartmak daha iyidir.

Bir gün arkadaşıma telefon edecektim, numarayı çevirdim, bir erkek 'alo?'
dedi, ben 'Zeynep'i aramıştım' deyince, adam bağırarak 's.....git lan, doğru
numarayı çevir!' demez mi! Bir insanın bu kadar kaba olabileceğine inanamadım.
Sonra gerçekten arkadaşımın son iki numarasını şaşırdığımı farkettim.

Ama birden aklıma bir şey geldi. Bilerek, tekrar yanlış numarayı çevirdim.
Karşıma yine aynı adam çıktı. Ve 'alo' deyince, 'sen eşşolueşeğin tekisin' deyip,
telefonu yüzüne kapattım. Sonra o numarayı yazıp yanına 'eşşolusu' diye not ettim.

O günden sonra, ne zaman bir şeye sinirlensem, öfkelensem, eşşolusu'nu
çevirip, 'sen eşşolueşeğin tekisin' deyip kapatıyor ve rahatlıyordum.

Bir gün alışveriş merkezinde tam park yeri bulmuşken, siyah bir BMW benim
saatlerdir beklediğim yere girmez mi! Korna çaldım ama aldırmadı, arka camında
'satılık' ilanı ve telefon numarası vardı. Hemen numarayı not ettim. Eve dönünce,
numarayı aradım, karşıma bir adam çıktı.

'Siz, siyah satılık BMW'si olan kişi misiniz?'

'Evet'

'Arabayı nasıl görebilirim?'

' Suadiye, Akın sokak, 34 numara, araba tam evin önünde duruyor'

'İsminiz?...'

' Mehmet.....'

'Ne zaman müsait olursunuz Mehmet Bey ?'

'Her akşam 6'dan sonra evde olurum'

'Sana bir şey söyleyeceğim Mehmet..'

'Evet?...'

'Sen eşşolueşşeğin tekisin'

Ve telefonu yüzüne kapattım, onun numarasını da yazdım ve yanına
'eşşlusu 2' diye not aldım.

Bundan sonra iki tane eşşolusu vardı. Bir gün eşşolusu 1'i aradım.
Telefonu açıp da ben 'Sen eşşolueşeğin tekisin' der demez, 'Senin kim olduğunu
bir bulursam...'

'Ne yaparsın?'

'Kıçına tekmeyi yiyeceksin!'

'O zaman sana adresimi vereyim de gel'

' Ver de gör gününü!..'

'Suadiye, Akın sokak, 34 numara, siyah bir BMW var kapıda..'

'Hemen geliyorum, son duanı etmey e başla!'

'Hah, hah ödüm koptu' deyip telefonu kapattım. Sonra 'eşşolusu 2' yi
aradım, ona da 'sen eşşolusueşeğin tekisin' deyince, çok kızdı, kim olduğumu
bilse beni öldüreceğini söyledi, ona 'öyle mi, birazdan geliyorum, bekle' dedim.
Ve hemen polisi arayıp, Suadiye, Akın sokak 34 numarada oturan gay sevgilimi
öldürmeye gittiğimi söyledim. Peşinden magazine meraklı bir tv kanalını arayıp,
aynı adresi verip, travestilerin çıngar çıkardığını, ortalığı birbirine kattığını
söyledim!

Ve sonra arabama atlayıp, olacakları izlemek için aynı adrese doğru
sürdüm. Tam zamanında gitmiştim, iki 'eşşolusu' birbirlerine girmişken, altı-yedi
polis onları ayırmaya geliyordu, tv. kameramanları da olayı görüntülüyorlardı.

Kendimi çok iyi hissettim. Öfkeyi kontrol etme mekanizması çok işe
yaramıştı.

Pazartesi, Kasım 24, 2008

Hayvanların Şaşırtan Özellikleri...

· İnsanoğlu, aklıyla hayvanlardan üstün kabul edilirken, hayvanlar da akıllara durgunluk verecek kabiliyetleriyle insanları şaşırtıyor. Atlar, bir ay kadar ayakta durabilirken, bir köstebek, bir saat içinde, 45 metre uzunluğunda bir tünel kazabiliyor.

· AA muhabirinin, Bölgesel Çevre Merkezi'nin (REC) hayvanlarla ilgili birtakım ilginç bilgilere de yer verdiği internet sitesinin yaptığı derlemeye göre, bir filin hortumunda 50 bin adet kas bulunuyor. Fil, bununla bir ağaç kütüğünü kaldırabilirken, yere düşmüş bezelye tanesini de alabiliyor.

· Kutup ayılarının daha az enerji harcayarak, vücut ısılarını korumak için geliştirdikleri yöntem oldukça ilginç. Buzulların sevimli hayvanları, arka ayaklarını ön ayaklarının izine basarak yürüyorlar.

· Dünyanın en hızlı koşan hayvanı leopar, "benim" diyen atletlere taş çıkarıyor. Leoparların hızı, saatte 100 kilometreyi buluyor.

· Atlar, bir ay boyunca ayakta durabiliyor. Köstebekler ise bir saatte 45 metre uzunluğunda bir tünel kazabiliyor.

· Gündüzleri görme engelli olan yarasalar, zifiri karanlıkta 0.6 milimetre çapında bir teli ayırt edebiliyor. Susuzluğa dayanıklı olmalarıyla bilinen develerin ise bir rakibi var. Fareler, develerden daha uzun süre susuz kalabiliyor.

· Sinek kuşlarının kalbi, dakikada 615 kez çarpıyor. İnsanların kalbinin, dakikada 60-80 kez çarptığı göz önüne alınırsa bu kuşlar oldukça heyecanlı görünüyor.

· Kargaların, ortalama yaşam süresi 120 yıl. Buna göre, kargalar dile gelse, tarihçilerin danışmanları hazırdı.

· Dünyada en derine dalabilen kuş türü, imparator penguenler. Yiyecek aradıkları sırada, 255 metre derine dalabilen penguenler, yaklaşık 18 dakika nefessiz kalabiliyorlar.

· Erkek penguenler, feministlerce ödüle layık görülecek türdenler. Zira onlar, kuluçkaya yattıkları 4 ay boyunca ağızlarına bir şey koymuyorlar.

· Yine penguenlerin, biz insanların esprilerine konu olan, sarkaç biçimindeki yürüyüşlerinin de bir nedeni var.Penguenler, her adımın sonunda bir sonraki adım için enerji depolayarak, enerji tasarrufunda bulunuyorlar.

· Dünya halter şampiyonları, karıncaların yanında boynu bükük kalıyor. Kendi ağırlığının 50 katı ağırlığı kaldırabilen karıncalar, minik bedenlerinden hiç de beklenmeyen performans gösteriyorlar.

· Akrepler, radyasyona karşı oldukça direnç gösteriyor. İnsan vücudunun radyasyona direnci 600 rads dolayında iken akreplerinki, 150 bin rads'a kadar çıkabiliyor.

· Çöl akrebinin ayaklarındaysa kuma konan bir kelebeğin oluşturduğu titreşimleri bile hissedebilen algılayıcılar yer alıyor.

· Büyüklükleri karıncalar kadar olan termitler, toprak üzerinde yüksekliği 8 metreyi bulan yuvalar yaparak, mühendislik yeteneklerini konuşturuyorlar.

· En hızlı yüzen balık ise orkinos. Yetişkin bir orkinos, saatte yaklaşık 90 kilometre hız yapabiliyor.

· Su altında en fazla 1 saat kalabilen balinalar, normalde 90 metreye dalabilirlerken, korktuklarında 360 metre derine inebiliyorlar.

· En fazla sayıda yumurta bırakan balık ise okyanus güneş balığı. Bu balıklar, bir seferde 30 milyon kadar yumurta bırakabiliyorlar.

Salı, Kasım 18, 2008

Gereksiz Bilgiler

♥ 18 Şubat 1979 yılında sahra çölüne kar yağmıştı.
♥ ABD’de, yaşları 20 ile 29 arasında olan zenci erkeklerin üçte biri ya hapiste ya da gözaltında tutulmaktadır.
♥ Açık bir gecede, çıplak gözle iki bin ayrı yıldızı görmek mümkündür.
♥ Albert Einstein dokuz yaşına kadar düzgün konuşamamıştı.
♥ Amerika’da her saat 40 kişi kanserden hayatini kaybediyor.
♥ Amerika’da satışa sunulan ilk cd, Bruce springsteen`in "Born in Theusa" albümüdür.
♥ Amerikan havayolları, uçuşlarda yolculara sunduğu kahvaltılarda her tepsiden bir zeytini kaldırarak 1987 yılında 40 bin dolar kar etmiştir.
♥ Aslanlar bir günde 50 kez sevişebilirler.
♥ Atların insanlardan 18 tane fazla kemiği vardır.
♥ Avustralya’daki tuvaletlerin sifon suları saat yönünde akar.
♥ Ayı inlerinin girişleri her zaman kuzeye bakar.
♥ Başkan John F. Kenndy, yirmi dakikada dört gazete okuyabilirdi.
♥ Baykuş mavi rengi görebilen tek kustur
♥ Beethoven beste yapmadan önce kafasını soğuk suya sokardı.
♥ Bir Big Mac hamburgerin ekmeğinde ortalama 178 adet susam bulunuyor.
♥ Bir cam kırıldığında, ufalanan parçalar saatte üç bin millik bir hızla etrafa saçılır.
♥ Bir devekuşunun gözü beyninden büyüktür.
♥ Bir Erkek Hayatının Ortalama 3350 Saatini Tıraş Olmak İçin Harcar.
♥ Bir hamamböceği kafası koptuktan sonra açlıktan ölmeden dokuz gün yaşayabiliyor.
♥ Bir insan yaşamı boyunca iki yüzme havuzunu dolduracak kadar tükürük salgılar.
♥ Bir karınca kendi ağırlığının elli kati ağırlığı kaldırabilir.
♥ Bir karıncanın koku alma yeteneği en az bir kopeğinki kadar gelişmiştir.
♥ Bir kilo limonda bir kilo çilekten daha fazla şeker vardır.
♥ Bir kromozom bir genden daha büyüktür.
♥ Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe çökmesi bir saatten uzun sürer.
♥ Bir timsahın gözlerinin arasındaki mesafe, ayaklarının büyüklüğüne eşittir.
♥ Birinin yüzünü hatırlamak için beynin sağ tarafı kullanılır.
♥ Buckingham sarayında 602 oda bulunuyor.
♥ Bugüne kadar bilinen en ağır böbrek taşı 1.36 kg
♥ Bugüne kadar kaydedilmiş en büyük dalga, 1971 yılında Japonya’nın İshigaki Adası’nda 85 metre yüksekliğine ulaşmıştır.
♥ Bugüne kadar ölçülmüş en büyük buz dağı, 200 mil uzunluğunda ve 60 mil genişliğindedir ve Belçika’dan daha büyük bir yüzölçümüne sahiptir.
♥ Bukalemunların dilleri, vücutlarından iki kat daha uzundur.
♥ Central park`ta yüzmek yasalara aykırıdır.
♥ Çocuklar baharda daha fazla buyuyor.
♥ Dalmaçyalılar gut olmayan tek köpek cinsidir.
♥ Değerli taşların çoğu birkaç elementten oluşur, sadece pırlanta tamamen karbondan oluşur.
♥ Döllenmeden sonra çocuğun boyu 5 milyon kat buyur...
♥ Dünyada her dakika iki tane düşük şiddette deprem olmaktadır.
♥ Dünyada insan başına düşen karınca sayısı bir milyondur.
♥ Dünyadaki hayvanların yüzde sekseni altı ayaklıdır.
♥ Dünyadaki ilk telefon rehberinde sadece elli isim yer almıştı.1878 yılının şubat ayında ♥ Connecticut New Haven’da yayımlanmıştı.
♥ Dünyanın bir numaralı domuz üreticisi ve tüketicisi cinliler.
♥ Dünyanın en büyük şeker ihracatçısı Küba’dır.
♥ Dünyanın en hızlı büyüyen bitkisi bambu, bir günde 90 cm kadar uzuyor=.
♥ Eğer Barbie gerçekten yaşasaydı vücut ölçüleri 97–72 82 cm olacaktı.
♥ Eiffel Kulesi’nin tepesine çıkana kadar 1792 basamak vardır.
♥ Elektrikli sandalye bir dişçi tarafından icat edilmiştir.
♥ En fazla asfaltlı yola sahip ülke Fransa’dır.
♥ En yakin oldukları noktada, Rusya ve Amerikanın birbirlerine uzaklıkları dört km `den daha azdır.
♥ Erkekler kadınlara göre on kat daha fazla renk koru oluyorlar.
♥ Eskimo dilinde kar yağışlarının farklarını tarif etmek için kullanılan yirmiden fazla sözcük vardır.
♥ Fareler kusamaz.
♥ Filler zıplayamayan tek memelidir.
♥ Gecen 3500 yılın, sadece 230 yılı barış içinde yaşanmıştır.
♥ Global ısınma yüzünden yükselen deniz seviyesi 2050 yılında Shangai ve deniz kıyısındaki diğer cin şehirlerinde büyük sellere neden olacak. Bu sellerde 76 milyon kişi evsiz kalacak.
♥ Gözleri açık tutarak hapşırmak imkânsızdır.
♥ Gözlerimiz hiçbir zaman büyümez. Ama burnumuz ve kulaklarımızın büyümesi asla sona ermez.
♥ Güney Kore başkenti Seul, Kore dilinde "başkent" anlamına gelmektedir.
♥ Günışığından daha fazla yararlanmak için saat uygulamasını Benjamin Franklin başlatmıştır.
♥ Günümüzde, evlenenlerin yüzde ellisi boşanmaktadır.
♥ Hamamböcekleri yaklaşık olarak 250 milyon yıldır yaşadıkları halde hiçbir değişime uğramamışlardır.
♥ Hapşırdığınız zaman, kalbiniz de dâhil olmak üzere bütün vücut fonksiyonlarınız bir an için durur.
♥ Hapşırırken Burnu ya da Ağzı Kapamak, Felce Neden Oluyor.
♥ Havuca rengini karoten verir.
♥ Hawaii alfabesinde sadece 12 harf bulunmaktadır.
♥ Her 25 kişiden biri astım hastasıdır.
♥ Her dört Amerikalıdan biri mutlaka televizyonda görünüyor.
♥ Her iki taraf da kan bağışında bulunursa, Paraguay’da düello yapmak yasaldır.
♥ Herhangi bir okyanusun en uzak olduğu nokta cin’dir.
♥ Hindistan`da oyun kâğıtları yuvarlaktır.
♥ Hindistan’daki yıllık doğum sayısı, Avustralya’nın toplam nüfusundan fazladır.
♥ Hipopotamlar insandan daha hızlı koşarlar.
♥ İleri doğru bir adim atıldığında, insan vücudundaki 54 kas çalışır.
♥ İlk çamaşır makinesi 1907 yilinda Hurley Machine Co. Tarafından pazarlandı.
♥ İnciler sirkede erir.
♥ İnek sütünün pH değeri 6’dır.
♥ İngilizcedeki Wendy ismi, Peter Pan hikâyesinde kullanılmak üzere uydurulmuştur.
♥ İngiltere’deki bütün kuğular kraliçenin malidir.
♥ İnsan beyninin % 80’i sudur.
♥ İnsan beyninin ortalama ağırlığı 1.3kg’dır.
♥ İnsan elinde, en yavaş uzayan tırnak başparmağınki, en hızlı uzayan tırnak ise orta parmağınkidir.
♥ İnsan saçı, üç kilo ağırlık kaldırabilecek esnekliktedir.
♥ İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir.
♥ İnsanlar beyinlerinin sadece %10’unu kullanırlar.
♥ İnsanlar vücutlarında 300 adet kemikle doğuyorlar ama yetişkin olduklarında bu sayı 206 ya düşüyor.
♥ İnsanlar yaşamları boyunca altı filin ağırlığına eşit miktarda yiyecek tüketiyorlar.
♥ İnternetin yıllık büyüme yüzdesi 314.000’dir.
♥ Kadınlar erkeklere oranla iki kat fazla göz kırpar.
♥ Kanada, Kızılderili dilinde "büyük koy" anlamına gelmektedir.
♥ Kangurular geri geri yürüyemezler.
♥ Kaptan Cook, Antarktika hariç bütün kıtalara ayak basan ilk insandır.
♥ Kaşları yukarı kaldırmak için 30 kaşı harekete geçirmek gerekiyor.
♥ Kediler ultrason seslerini duyarlar.
♥ Kedilerin beyninde 32 adet kas vardır.
♥ Kelebekler ayaklarıyla tat alırlar.
♥ Kereviz yerken harcanan kalori, kerevizin içindeki kaloriden daha fazladır.
♥ Kış aylarında, Moskova’daki buz pateni pistleri 250 bin metrekarelik bir alanı kaplar.
♥ Kıta isimlerinin hepsi ayni harfle başlayıp ayni harfle biter.
♥ Kirli kar, temiz kardan daha kolay erir.
♥ Kopeklerin ter bezleri ayaklarındadır.
♥ Kutup ayıları solaktır.
♥ Larry Hagman (JR.)Dallas dizisinin setinde hiç kimsenin sigara içmesine izin vermezdi.
♥ Marilyn Monroe’nun altı ayak parmağı vardı.
♥ Meşe ağaçları elli yaşına gelmeden meşe palamudu üretemezler.
♥ Mexico City her sene 25 cm kadar batıyor.
♥ Mickey Mouse’dan önce en meşhur çizgi film kahramanı Felix The Cat’di.
♥ Monako’nun ulusal orkestrası ordusundan daha geniş bir kadroya sahiptir.
♥ Mumyaların ayak parmakları tek tek sarılarak mumyalanmıştır.
♥ New York bir zamanlar Amsterdam`dı.
♥ Newton, yer çekimi kanununu fark ettiği zaman 23 yaşındaydı.
♥ Norveç’in kuzeyinde, her yaz 14 hafta gece gündüz güneşli geçer.
♥ Ortalama bir buzdağının ağırlığı 20 milyon ton.
♥ Ortalama bir erkek, hayatinin 3350 saatini tıraş olmak için harcar.
♥ Ortalama bir insan hayati boyunca iki yılını telefonda konuşarak harcıyor.
♥ Ortalama bir pire, kendi büyüklüğünün 150 katı yüksekliğe zıplayabiliyor. Bu oranı tutturmak için bir insanin yaklaşık 30 metre zıplaması gerekli.
♥ Ortalama olarak, Amerika’da günde üç adet cinsiyet değiştirme operasyonu gerçekleşmektedir.
♥ Ödemeli telefon konuşmalarının çoğu babalar gününde ediliyor.
♥ Pablo Picasso, parasızlık çektiği gençlik günlerinde yaptığı resimleri yakarak ısınırdı.
♥ Penguen yüzebilen ama uçamayan tek kustur.
♥ Peru’da hiç umumi tuvalet yoktur.
♥ Rodin’in unlu ‘Düşünen Adam’ heykeli aslında İtalyan şair Dante’nin portresidir.
♥ Rusya’nın dörtte biri ormanlarla kaplıdır.
♥ Rusya’da doğudan batıya doğru seyahat edilirse, yedi saat kuşağı geçilir.
♥ Sadece bir tane kovboy filmi kadın yönetmen tarafından çekilmiştir
♥ Sadece dişi kanaryalar ötebilir.
♥ Sadece dişi sivrisinekler ısırır.
♥ Sağ elini kullanan insanlar sol elini kullananlara göre ortalama dokuz yıl daha fazla yaşıyorlar.
♥ Sahra çölündeki Tidikelt kasabasına on yıl boyunca hiç yağmur yağmamıştır.
♥ Salatalığın yüzde 96’si sudur.
♥ Sallanan sandalyede hiç durmadan sallanma rekoru 440 saattir.
♥ Sarışınların esmerlere göre daha fazla saçı vardır.
♥ Sığırların dört tane midesi vardır.
♥ Sihirli sözcük‘Abrakadabra’ ilk olarak yüksek ateşli hastaların ateşlerini düşürmek için söylenmişti.
♥ Sineklerin beş gözü vardır.
♥ Suudi Arabistan’da hiç ırmak yoktur.
♥ Sümüklüböceklerin dört tane burnu vardır.
♥ Tarantulalar iki bucuk yıl yiyeceksiz yaşayabilirler.
♥ Tarih boyunca yeryüzünde bulunan altın 200 kat daha fazlası okyanuslarda bulunmaktadır.
♥ Timsahlar dillerini dışarı çıkaramazlar.
♥ Timsahlar renk korudur.
♥ Tom sawyer daktiloda yazılan ilk romandır.
♥ Uranüs, çıplak gözle görülebilen bir gezegendir.
♥ Uyurken, televizyon seyrederken yaktığımızdan daha fazla kalori harcıyoruz.
♥ Ünlü çizgi film kahramanı Temel Reis, 1919 yılında Elzie Crisler Segar tarafından yaratıldı.
♥ Üzerinde barkodu olan ilk ürün Wrigleys marka sakızdır.
♥ Venus saat yönünde dönen tek gezegendir.
♥ Virginia woolf kitaplarının çoğunu ayakta yazmıştır.
♥ Yarım kilo bal yapabilmek için arılar iki milyondan fazla çiçekten bitki özü toplamak zorundadırlar.
♥ Yataktan düşerek ölme olasılığı iki milyonda birdir.
♥ Yazar Rudyard Kipling sadece siyah mürekkep kullanırdı.
♥ Yeni Zelanda, dünyadaki her türlü iklimin yaşandığı tek ülkedir.
♥ Yetişkin bir ayı, bir at kadar hızlı koşabilir.
♥ Yetişkin bir insan günde ortalama olarak 23 bin kez nefes alır.
♥ Yıllara göre ortalama alındığında, her sene eşekler tarafından öldürülen insan sayısı uçak kazalarında ölenlerin sayısından daha fazla.
♥ Yunuslar bir gözleri açık uyurlar.
♥ Zebralar beyaz üzerine siyah çizgilidir.
♥ Zürafalar 35 cm uzunluğunda siyah bir dile sahiptirler.
♥ Zürafalar yüzemez. Yüzse bile kesin boğulur
♥ Zürafaların ses telleri yoktur.

Çarşamba, Haziran 11, 2008

Meyve ve Sebzelerin Faydaları

Havuç dilimi insan gözüne benzer. Bilimsel araştırmalar havucun
gözlerin kan akışını ve işlevini iyileştirdiğini göstermiştir.

Domateste kalpte olduğu gibi dört odacık vardır ve kırmızı renklidir.
Bütün araştırmalar domatesin kalp ve kan için faydalı olduğunu
göstermiştir.

Üzüm salkımı kalp şeklindedir, her bir üzüm tanesi kan hücresi gibi
görünmektedir ve araştırmalar üzümün ciddi kalp ve kan canlandırıcı
bir gıda olduğunu göstermiştir.

Ceviz küçük bir beyin görünümündedir. Ve beyin fonksiyonlar için faydalıdır.

Fasulya böbrek görünümündedir ve böbrek fonksiyonlarını iyileştirir.

Sap kereviz, Çin lahanası ve Rhubarb (bizde yok) kemiklere benzer. Bu
gıdalar kemikler için faydalıdır, sodyum oranları eşit ve %23 dür.
Gıdanızda yeterli sodyom yok ise vücut kemiklerden çeker ve kemikler
zayıflar. Bu gıdalar iskeletinize faydalıdır.

Patlıcan, avokado ve armut kadınların rahim ve serviks sağlığı ve
fonksiyonlarını hedefler ve görünümleri bu organlara benzerler.
Araştırmalar kadınların haftada bir avokado yemeleri halinde
hormonları dengelediğini, istenmeyen doğum sonrası kilolarını
azalttığını ve serviks kanserini önlediğini göstermiştir.

İncir tohum doludur ve ağaçta ikili olarak asılarak büyür. İncir
sperm sayısını ve hareketliliğini arttırır ayrıca erkek kısırlığını
önler.

Tatlı patatesin görünümü pankreasa benzer ve şeker hastalarının
glisemik indeksini dengeler.

Zeytin yumurtalıkların sağlığına ve fonksiyonuna yardımcı olur.

Greyfurt, portakal ve diğer narenciye meyveleri kadın göğüsüne benzer
ve bunların sağlığına ve lenfin hareketine yardımcı olur.

Soğan vücut hücreleri görünümündedir. Bütün vücut hücrelerinden atık
maddelerin temizlenmesine yardım eder. Hatta gözlerin epitelyal
katlarının yıkayan gözyaşlarına bile sebep olur.


DAHA FAZLASI İÇİN TIKLA

Cuma, Ocak 25, 2008

İpten Adam Almak

Halk arasında 'ipten adam almak' diye bir söz vardır; avukatlar için kullanılır. 'Çok başarılı bir avukat ipten adam alır' gibisinden.
Yargıtay başkanı Osman Arslan'ın ağzından bu sözün nereden geldiğinin hikayesi :

Bir tarihte varlıklı bir İngiliz, ağır bir suç işlemiş. O suçun cezası 'idam'. Adam hemen ülkenin en ünlü avukatını tutmuş.

Avukat demiş ki: - Merak etme... Ben seni kurtarırım., Mahkeme başlamış. Avukat savunmasını yapmış. Ve hakim kararını
açıklamış. -İdam!..

Avukat , hapishaneye gitmiş, müvekkiliyle konuşmuş:
-Merak etme, seni kurtarırım.
-Nasıl?
-Bu işin temyizi var... Temyiz, idamı bozacak.
Dava dosyası temyize gitmiş. Temyiz mahkemesinin kararı:
-Mahkeme kararının onanmasına... İdam!

Adam 'hani beni kurtaracaktın' diye avukatına çıkışmış. Avukat hala sakin:
-Merak etme. Seni kurtarırım. Daha her şey bitmedi. Konu, Avam Kamarasına gelecek.
Gerçekten, Avam Kamarası'na gelmiş. Konuşulmuş. Sonunda, parmaklar kalkmış:
-İdam!...

Adam sinirli mi sinirli. Avukat da sakin mi sakin:
-Merak etme. Seni kurtarırım. Lordlar Kamarası, idamı geri çevirir.
Endişen olmasın. Lordlar Kamarası toplanmış. Olayı incelemiş. Kararını vermiş:
-İdam!...
Adam elinden gelse avukatı bir kaşık suda boğacak. Ama avukat hiç oralı değil:
-Merak etme. Seni kurtarırım. Kraliçe onay vermeden, hiçbir idam cezası infaz edilmez. Kraliçe bu kararı bozar.
Dosya kraliçe'nin önüne gelmiş. Kraliçe imzayı basmış:
-İdam!...

Londra'da bir meydanda idam sehpası kurulmuş. Hakim, savcı, avukat, güvenlik görevlileri, halk orada. Adamı idam sehpasına çıkarmışlar. Adamın
avukata dönük bakışlarından alev fışkırıyormuş. Avukat ise adama 'sus' işareti yapmaktaymış; 'Merak etme, seni kurtarırım.' gibisinden.

Ve cellat, yağlı ilmeği, adamın boynuna geçirmiş. Alttaki iskemleye de tekmeyi vurmuş. Adam, ipte sallanmaya başlarken avukat yerinden fırlamış,
cebinden bıçağı çıkarmış ve adamın boğazındaki ipi kesivermiş. Adam zar zor nefes alır bir halde yere yuvarlanmış.

Hemen hakimler, savcılar koşup gelmişler:
-Avukat... Sen naptın?
Avukat, cebinden İngiliz Ceza Yasasını çıkarmış:
- Yasada , müvekkilimin işlediği suçun cezası idam... Siz de onu idam ettiniz... Ama yasada 'idam edilerek öldürülür' diye bir hüküm yok...
Bu durumda ceza infaz edilmiş sayılır.

Bunun üzerine İngiltere'de bir hukuk tartışması başlamış. Kraliçe, avukatın bu becerisinden dolayı adamı affetmiş.

Ve İngiliz Ceza Yasası'nın idamla ilgili maddesi yeniden düzenlenmiş.

- 'İdama mahkum edilen kişi, asılmak suretiyle öldürülür.'olarak değiştirilmiş..

Pazartesi, Ocak 14, 2008

Olaylara Bilimsel Yaklaşalım

Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog, antropologdan oluşan bir heyet

bir araştırma için arazide bulunmaktadır. Birden yağmur bastırır.

Hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar.

Ev sahibi bunlara bir şey ikram etmek için biraz ayrilir.

Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır.

Soba yerden 1 m kadar yukarda, altındaki dizili tasların üzerindedir.

Sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma baslar.

Kimyacı, "adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış.

" Fizikçi, "adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha Kisa sürede ısınmasını sağlamak istemiş.

" Jeolog, "burası tektonik hareketlilik bölgesi oldugundan herhangi bir deprem anında sobanın tasların üzerine

yıkılmasını sağlayarak yangın olasılığını azaltmayı amaçlamış.

" Matematikçi, "sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş,

böylece de odanın düzgün bir sekilde ısınmasını sağlamış.

" Antropolog, "adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif

bicimi olan ateşe saygi nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş."

Bu sırada ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarda olmasının nedenini sorarlar.

Adam cevap verir: "Boru yetmedi"

Türk Erkeği Çekicidir

İşe başlarken Besmele çeker
Delikanlıdır Tesbih çeker
Sportmendir Barfiks çeker
Tek eliyle Şınav çeker
Kendi dişini Kendi çeker
Kaçan gole Yuh çeker
Ağzında sigara Halay çeker
Dikiz aynasından Hareket çeker
Muazzam Kopya çeker
Kaynana'dan Çok çeker
Genelde Baba'ya çeker
Evladına Nutuk çeker
İskenderin üzerine Künefe çeker
Komedi filminin Kralını çeker
Çuhayı yırtmadan Pike çeker
Kafası bozulunca Resti çeker
Parayı bulan Arabayı çeker
Mahallede Pati Çeker
Gurbette Hasret çeker
Sevdiğini Sorguya çeker
Aldatılınca Tetiği çeker
Memlekete Turist çeker
Kaşı gözü İlgi çeker
Her ortamda Dikkat çeker
İtalyan erkeğine Beş çeker
İngilizlere Yirmibeş çeker
Balık eti görünce İç çeker

El Ayak Koordinasyonu

Masanızda otururken, bir taraftan sag ayagınızı yerden kaldırıp saat

yönünde çemberler çizerken, diğer yandan sag elinizle "6" cizmeyi

deneyin.

Aşagıda çevirmekte olduğunuz ayagınız saatin tersi yönünde dönmeye

başlar.....

Ve buna karşı yapabileceğiniz hiçbir şey yok...

Erkekler Neden Çiçek Almaz?


Soru: Kadınlar ne ister?


Cevap: Bir demet papatya.

Cevaba Cevap:

1 demet papatya = O an mutluluk, sonra neden 1 demet gül değil.

1 demet gül = O an gülümseme, sonra neden orkide değil.

Orkide = Gülümseme, buna ne gerek var. Bunun yerine şöyle ufak bi hediye
alabilirdin.

Ufak bi hediye = Buna bunu vereceğine pırlanta bi yüzük alabilirdin.

Pırlanta yüzük = Çook güzeel kaç paraya aldın. Ne gerek vardı, yeni bir
mutfağa ihtiyacımız vardı.

Yeni bir mutfak = Güzel ama tam istediğim gibi olmadı. Mutfak küçük.
Keşke yeni bir evimiz olsa.

Yeni ev = Bu muhit çok güzel ama akşam işten gelirken insan hiç olmazsa 1
demet papatya getirir.

1 demet papatya = ...........

Pazartesi, Ocak 07, 2008

Gölçük Depremindeki Fareler

Saat 02.45 olmuştu.O akşam şimdiye kadar görmediğim derecede gökyüzü berrak ve yıldızlar çok yakındı.Tam Gölcük de donanmanın biraz açığında ağlarımız denizdeydi.Küpeşte altında 3 kişi yatıyordu,birazdan ağları toplar tekrar atarız sabahda limana gireriz diye düşünüyordum.Ağlara doğru baktım.şamandıralar yerlerinde yoktu.Çok şaşırdım ilk defa böyle oluyordu,çok balık olmalıydı,ağları çekmeye başladık.İnanılmaz derecede balık vardı,çok büyük boyda istavritler,mezgit ağlarımızı doldurmuştu.Bazıları ise sanki cansız gibiydiler.Bu sırada teknenin bütün tahtalarının büyük bir titreşimle sallandığını hissettim.Ne kadar sürdüğünü tam olarak hatırlamıyorum.Diğerlerine bağırmak istedim ama dilim tutuldu.O sırada gökyüzü ve deniz birden bire tarif edemiyeceğim dercede değişik bir kırmızı renk aldı.Tam karşımızda deniz adeta ikiye yarılmış bize doğru geliyordu ki sol tarafımıza donanmaya doğru döndü ,bütün gemiler hallaç pamuğu gibi atıldı ve bir patlama oldu toz bulutu yükseldi.Sonra bize doğru döndü,üzerimize geliyordu Bu sırada tüpraş da bir patlama oldu.Alevler bütün etrafı yaladı adeta,korkunç bir şeyler oluyordu.Açılarak gelen deniz bizi tam ortasına aldı,teknemin(1oMt.)yükseldiğini gördük,denizin dibindeki kumlar göründü ve hızla yere çarptık.ne olduğunu tam olarak anlıyamamıştık ki,teknenin içinde yüzlerce fare oluştu,hepsi büyüktü ve yavaş çekimdeki hareketleri yapıyorlardı.Fareler adeta etrafımızda uçuşuyorlardı,ben şimdiye kadar bukadar büyük ve fazla fare görmedim.Tam o sırada yukarı çekin gibi seler duyuldu,bir taneside dikkat edin fareler var diye bağırıyordu,gerisini hatırlamıyorum.

Bu olayı balıkçı Yaşar beyin ağzından dinledikden sonra teknesine gittik.teknenin omurgası gerçektende kırılmıştı.Aradan 10 gün geçmesine rağmen ağlardaki balıklar kurtlanmış olarak duruyordu,gerçektende çok büyüktüler,ama hiç fare ölüsüne raslamadık.Kendisi teknesinin yeni olduğunu ve evi gibi olduğunu bu sebeple içinde fare olmasının mümkün olmadığını söyledi.Tatanoz ve kuduz aşısı yapılmış.Bir daha denize çıkmayacağını söyledi.
balıkçının anlattıklarını buraya aktarırken bir miktar düzenledim ama özüne sağdık kalarak.Ben burada farelerin slow-motion hareketlerini ve ortaya çıkmalarını paranormal bulduk.Neden böyle hareket ediyorlardı acaba bir zaman karmaşası olabilirmiydi.Tabiki bilmiyoruz ama fareleri bir çok tanık doğruladı,kıyı araştırmalarında ise bir tek fare ölüsüne bile raslanmadı.Denizin ortasında yarılan yarığa çarpan tekneye fareler dolustugu söyleniyor
*alıntıdır**

Yarı İnsan Yarı Keçi Kızlar

Bende size başımdan geçen bir olayı anlatacağım. 1994 senesinde Muğla Üniversitesinde okuyordum ve üniversitenin bahçesindeki yurtta kalıyordum. Universite şehirden 10 dakikalık bir mesafede yüksekçe bir alana kurulmuştu. Kız ve erkek yurdu yanyana uzanıyordu. Kız yurdundan bir arkadaşım vardı.Gerçek ismini buraya yazmıyacam kendisinden Sibel diye bahsedeceğim. Yurta sürekli garip olaylar oluyor geceleyin derinden gelen tefli çalgı sesleri duyuluyor ama nereden geldiği anlaşılamıyırdu. Sürekli kafayı yiyenler çıkıyordu. Odalar 6 kişilikti.Sibelin oda arkadaşı her gece uykusundan geldiler geldiler diye çığlıklar atarak uyanıyordu. Rüyasında insana benzeyen ama bacakları keçi bacağı gibi olan kişilerin onu uyandırdığını söylüyordu. Kız artık uyku uyuyamıyordu altı yedi gündür uyumamıştı. Ne zaman göz kapaklarını indirse o adamlar onu kolundan tutup karanlık bir çimenliğe doğru çekiyorlardı. Müzik sesleri en çok Sibellerin odasından duyuluyordu tamda sabah ezanı zamanı, günün ilk ışıklarla aydınlanmaya başladığı alaca karanlıklada kayboluyordu. Çarşamba akşamı saat 23:00 cıvarında Sibelin arkadaşı geldiler diye çığlık atarak yurdun üçüncü katından aşağı atladı ve öldü. Bu olay Hürriyet gazetesinde yurta intihar diyede çıkmıştı.Bunu üniversitenin büyük bir kısmı ve ben gördüm çünkü ikinci öğretimler o saate dersten çıkıp durağa doğru yurtların önünden yürüyordu. Bu olay arkadaşımı çok sarstı
uzun süre kendisine gelemedi. Yurta cuma gümleri banyo gününür saat 22 de başlar 23 te su soğuduğu için kendiliğinden biter. Sibel saat 23 te banyoya gitmiş. Uzun bir koridor gibi ve sağlı sollu duş bölmeleri var yalnız kapısı yok girişler perdeli. Sibel de benim gibi ikinci öğretim. Su bitmesin diye hemen yurda geliyor. Odaya gidiyor kimse yok. Hemen malzemelerini alıp banyoyo gidiyor. Banyoda 3 kabin dolu 8 sağda 8 solda toplam 16 kabin var. Sibel de birine giriiyor ve duş alıyor. Su ılmış bile hızlıca banyo yapıyır yavaş yavaş diğer kabinlerden gelen su sesleri kesiliyor. Su buz gibi oluyor sibel havluya sarılıp çıkıyor. Son kabinden hala su sesi geliyor ama su buz gibi olduğu için Sibel herhalde açık unutulmuştur diye kabine gidiyor ve perdeyi açıyor. Şok oluyor çünkü belden aşağısı keçi bacaklı olan bir kız yıkanıyor. Sibel imdat diye bağırarak odasına koşuyor. Odada diğer bir arkadaşı banyodan yeni çıkmış kurulanıyor. Olanları ona anlatıyor kız arkadaşı anlamsızca gülmeye başlıyor ve böylemi? diyerek birden havlusunu açıyor. Sibel dona kalıyor çünkü onunda bacakları keçi bacağı gibi!..Çığlıklar atarak televizyon odasına kuşuyor diğer kızlar onu sakinleştirmeye çalışıp odasına ve banyoya bakıyorlar ama kimse yok daha sonra Sibelin oda arkadaşı diğer arkadaşlarıyla birlikte sinemadan geliyor. Son iki derse girmeyip sinemaya gitmişler ve daha yeni gelmişler Kız arkadaşım bundan sonra okulu bıraktı ve memleketi olan manisaya giti.

Pazar, Kasım 04, 2007

eli yüzü düzgün helal süt emmiş kız

Son zamanlarda en çok aratılan şey buymuş. Tanıdıklarınız varsa yorumlara yazın, millet dertli dertli bu kızları arıyor.

Salı, Eylül 18, 2007

Minibüs Hikayesi

Barbaros bulvarında olmuş bir olay... Arkadaşlarla öyle Barbaros bulvarında yürüyorduk. Bir anda yanımızdan son sürat bir minibüs geçti. Biz 'Freni patladı' filan demeye kalmadan, minibüs kafadan elektrik direğine bindirdi. Hemen koştuk, yardım edelim diye. Minibüse ulaştığımızda manzara şuydu: Yolcuların kiminin kası açılmıs, kiminin dudağı patlamış... Dağılmış vaziyetteler yani. Ama bir tuhaflık var. Çünkü o hallerine rağmen, gözlerinden yaşlar gelecek şekilde gülüyorlar. Biz ne yapacağımızı şaşırdık. 'Ne oldu?' diye sorduk. Bir iki tanesi, güçlükle 'Şoför, şoför...' diyebiliyor ama yine gülmeye başlıyorlar. Bu şaşırtıcı manzaranın aslını öğrenebilmek için 2,3 dakika geçmesi gerekti. Meğer şoför, tükürürken minibüsten düşmüş. Hani, bizim şoförlere özgü, giderken kapıyı açıp dışarı tükürme hareketi vardır ya. Baba, dengeyi tutturamamış, tükürükle beraber, gümbürt aşagı düşmüş. Minibüs de kontrolden çıkıp direğe bindirmiş.

Pazartesi, Eylül 03, 2007

Almanya Mülheim Kentinde Osmanlı Askerleri

19.yüzyilda Almanya'nin Mülheim sehrindeki Ren nehrinin bir
yakasinda Almanlar,öbür yakasinda da Fransizlar oturuyordu. Fransizlar, her sene nehrin Almanlardaki kismina geçip mahsulün tümünü toplayip götürüyorlardi.


O siralar, birligini temin edemeyen güçsüz Almanlar ise buna fazla
ses çikaramiyorlardi tabi.Her sene böyle olunca çareyi Osmanli Sultanina durumu yazip, imdat istemekte bulurlar.

Mektupta söyle demektedir:

"Fransizlar her sene bize zulmediyor, mahsulümüzü elimizden aliyorlar. Siz ki, dünyaya adalet dagitan bir imparatorlugun sultani,Islamiyetin de halifesisiniz. Bizi su zulümden kurtarin. Asker gönderin. Ürünlerimizi bu sene olsun toplama imkani saglayin."

Çöküs faslina girildigi bir zamana denk gelen yardim istegini inceleyen padisah asker göndermeyi mümkün ve gerekli görmez; yalnizca asker elbisesi göndermeyi kafi bulur ve cevabi bir mektupla beraber içi askeri elbise dolu üç çuval yollanir.

Saskina dönen Almanlar, çuvali alip mektubu okurlar:

"Fransizlar korkak adamlardir. Onlara yeniçeri göndermemize gerek
yoktur.Yeniçerimizin kiyafetini görmeleri kafidir.
Çuval içindeki Osmanli askerinin elbiselerini adamlariniza giydirin.
Mahsul zamani, nehrin görülecek yerlerinde dolastirin.
Karsidan gören Fransizlar için bu kafidir."


Bag bahçe sahipleri hemen Osmanli askerinin kiyafetini kapisirlar.
Hasat vakti büyük bir heyecanla yeniçeri kiyafetinde, nehir kiyisinda dolasmaya baslarlar.

Ertesi gün, karsidan gelen haber, Almanlarin sevinç çigliklari atmalarina sebep olur:

"Osmanlilardan imdat geldigini düsünen Fransizlar, korkudan köylerini de terkederek iç kisimlara dogru kaçmaktalar. Mahsulünüzü rahatça toplayabilirsiniz. Zulüm sona ermistir."

Bu olay, Mülheimlilarin gönüllerinde taht kurmustur. Giydikleri yeniçeri kiyafetlerini, daha sonra Mülheim'a bagli Karlsruhe müzesine koyup ziyarete açarlar.

Sehrin en yüksek binasina da Osmanli bayragi asarlar.Ayrica, halen olayin yildönümünde de sehirde bir karnaval düzenleyip hadiseyi temsilen kutlarlar.
Bu olay Osmanli'nin sadece bir yeniçeri kiyafetiyle Almanlari Fransizlarin elinden ve talanindan nasil kurtardigini gösteren maziden elmas bir tablo olarak kalmaktadir...


İnternette biraz araştırdım ancak konunun doğruluğu ile ilgili bir site bulamadım. Belki almancası iyi olanlar http://www.muelheim-ruhr.de sitesinde birşeyler bulabilirler ve yorum yazarak bizi aydınlatabilirler.

Pazar, Ağustos 19, 2007

MSN Messenger Paralı Oluyor

Sayın Kullanıcı!Kullanıcı Hotmail msn Kullanım servisleri 1 Hafta İçersinde ücretlendirilecektir.E-posta Servisinizi ücretsiz kullanmak için mailinizi sistemimize kayıt ettirmeniz gerekmektedir. E-posta Adresinizi sistemimize kayıt ettirmek için kabul yazıp Şifre ve Kullanıcı Adınızı Mail Adresimize Yollayarak kayıt ettirmeniz gerekmektedir. Sisteme mailinizi kabul ettirmediğiniz takdirde msn adresiniz ücretlendirilecektir.

Hotmail.Aş Müşteri Hizmetleri Müşteri Hizmetleri : 444 5888

© 2006 Microsoft KULLANIM KOŞULLARI Gizlilik İlkesi
MICROSOFT ISTENMEYEN POSTALARDAN KORUMA ILKESI


Bir anında mesajlaşma yazılımını paralı yapmak sağlam bir döt ister. Şimdilik kimse de böyle bir sağlam tabure yok. Sırada aç kurt gibi bekleyen onlarca alternatif program dururken Microsoft'un böyle bir hamle yapması imkansız. Haa ilerde tüm rakiplerini alt ederse durum değişir mi, bence değişmez. Microsoft bu hizmetini vatan millet sakarya aşkına bedava vermeye devam edecektir. Yersen...