Lüzumsuz Bilgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Lüzumsuz Bilgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Haziran 05, 2009

Parmak neden çıtlar?

Parmaklarımız niçin çıtlar? Bazı insanlar her iki elinin parmaklarını birbirine geçirerek ve onları gererek ses çıkartırlar, yani çıtlatırlar. Çoğumuz buradan gelen sesin kemiklerden geldiğini sanırız, hatta rahatsız oluruz ama nedense bunu yapanlar hallerinden memnun görünürler. En çok ve kolaylıkla çıtlattığımız yerler vücudumuzda en çok bulunan sürtünmeli eklem yerleridir. Bu tip eklem yerlerinde, meselâ, parmaklarınızda, iki kemiğin birleştiği yerde bir bağlantı kapsülü vardır. Bu kapsülün içinde, kemiklerin hareketleri sırasında, buraları yağlayan bir sıvı vardır. Bu sıvının içinde erimiş halde oksijen, nitrojen ve karbondioksit gazları bulunur. Vücudumuzda en kolay çıtlatabileceğimiz eklem yerlerimiz parmaklarımızdır. Parmaklarımız gerilince ve eklem yerlerimiz düzleşince bu kapsül de gerilir. içindeki sıvının basıncı azalır ve gaz kabarcıkları patlamaya baslar. iste kulağımıza gelenler bu seslerdir. Patlayan kabarcıklar neticesinde gazlar bu sıvıyı terk eder, sıvı daha da genlesir ve eklem yerinin hareket kabiliyetini arttırır. şüphesiz ki eklem yerinin gerilmesi, bu kapsülün boyu ile sinirlidir. Eğer parmaklarınızı çıtlattığınız anda röntgenini de çekmiş olsanız, eklem içinde oluşan gaz kabarcıklarını görebilirsiniz. Bu olay eklem yerindeki hacmi yaklaşık yüzde 15-20 arttırır. Ayni parmağınızı arka arkaya çıtlatamazsınız. Bir süre beklemeniz gerekir, çünkü gaz kabarcıklarının sıvı içerisinde tekrar oluşması biraz zaman alır. Tüm bu açıklamalar, deneylerle ispatlanmasına rağmen, yine de bu kadar küçük gazin, bu kadar büyük bir ses çıkartabilmesinin nedeni hâlâ anlaşılmış değildir. Bu sorunun tatmin edici bir cevabi da henüz yoktur. Ayrıca detaylı çalışmalar göstermiştir ki, çıtırdama sırasında iki ayrı ses duyulmaktadır. Birincisinin gaz kabarcıklarının patlaması olduğu biliniyor.ikinci sesin ise kapsülün uzama sınırına vardığında çıktığı sanılıyor. Parmaklarımızı çıtlatmak vücudumuz için zararlı midir? Sürekli olarak bunu yapanlarda ve bunu alışkanlık haline getirenlerde, eklemler etrafındaki yumuşak doku zarar görmekte, parmaklar şişmekte, dolayısı ile elin kavrama gücü azalmaktadır.

Çarşamba, Mayıs 06, 2009

Erkeklerin düğmeleri niçin sağdadır?

Erkeklerin düğmeleri niçin sağdadır?


Hakikaten, niçin erkeklerin tüm giysilerinde düğmeler sağda, ilikler solda iken kadın giysilerinde tam tersidir?

İşte, insanların daha çok sağ ellerini kullanmalarından dolayı yerleşen bir alışkanlık daha. Sağ elini kullanan bir insan için, sağdaki bir düğmeyi, soldaki bir iliğe geçirmek daha kolaydır. Bu nedenle de erkeklerin düğmeleri daima sağdadır.

Peki kadınların düğmeleri niçin solda? Kadınların çoğunluğu da, daha çok sağ ellerini kullanmıyor mu? Giysilerde düğmelerin kullanılmaya başlanıldığı ilk zamanlarda, düğmeler hem çabuk kırılabiliyordu, hem de herkesin alamayacağı kadar pahalı idi. Düğme alabilecek zengin kadınlar da, uzun elbiselerini ancak hizmetçilerinin yardımı ile giyebiliyorlardı . Hizmetçiler ise hanımlarının karşısında, onların düğmelerini, sağ ellerini kullanarak daha rahat ve daha hızlı ilikleyebiliyorlardı (tabii erkeklerin de daha hızlı çözdüklerini söylemeye gerek yok). Bu nedenlerle, terziler düğmeleri hizmetçinin sağına, hanımının ise soluna gelecek şekilde diker oldular. Günümüzde her kadın, kendi kendine giyinip soyunmasına rağmen bu adet değişmedi.

Pazar, Nisan 05, 2009

Bunları Biliyor musunuz ?

Larry Hagman (JR.)Dallas dizisinin setinde hiç kimsenin sigara içmesine izin vermezdi.

Marilyn Monroe'nun altı ayak parmağı vardı.

Meşe ağaçları elli yaşına gelmeden meşe palamudu üretemezler.

Mexico City her sene 25 cm kadar batıyor.

Mickey Mouse'dan önce en meşhur çizgi film kahramanı Felix The Cat'di.

Monako'nun ulusal orkestrası ordusundan daha geniş bir kadroya sahiptir.

Mumyaların ayak parmakları tek tek sarılarak mumyalanmıştır.

New York bir zamanlar Amsterdam`dı.

Newton, yer çekimi kanununu fark ettiği zaman 23 yaşındaydı.

Norveç'in kuzeyinde, her yaz 14 hafta gece gündüz güneşli geçer.

Ortalama bir buzdağının ağırlığı 20 milyon tondur.

Ortalama bir erkek, hayatinin 3350 saatini tıraş olmak için harcar.

Ortalama bir insan hayati boyunca iki yılını telefonda konuşarak harcıyor.

Ortalama bir pire, kendi büyüklüğünün 150 katı yüksekliğe zıplayabiliyor. Bu oranı tutturmak için bir insanin yaklaşık 30 metre zıplaması gerekli.

Ortalama olarak, Amerika'da günde üç adet cinsiyet değiştirme operasyonu gerçekleşmektedir.

Ödemeli telefon konuşmalarının çoğu babalar gününde ediliyor.

Pablo Picasso, parasızlık çektiği gençlik günlerinde yaptığı resimleri yakarak ısınırdı.

Penguen yüzebilen ama uçamayan tek kuştur.

Peru'da hiç umumi tuvalet yoktur.

Rodin'in unlu 'Düşünen Adam' heykeli aslında İtalyan şair Dante'nin portresidir.
Rusya'nın dörtte biri ormanlarla kaplıdır.

Rusya'da doğudan batıya doğru seyahat edilirse, yedi saat kuşağı geçilir.

Sadece bir tane kovboy filmi kadın yönetmen tarafından çekilmiştir

Sadece dişi kanaryalar ötebilir.

Sadece dişi sivrisinekler ısırır.

Sağ elini kullanan insanlar sol elini kullananlara göre ortalama dokuz yıl daha fazla yaşıyorlar.

Sahra çölündeki Tidikelt kasabasına on yıl boyunca hiç yağmur yağmamıştır.

Salatalığın yüzde 96'si sudur.

Sallanan sandalyede hiç durmadan sallanma rekoru 440 saattir.

Sarışınların esmerlere göre daha fazla saçı vardır.

Sığırların dört tane midesi vardır.

Sihirli sözcük'Abrakadabra' ilk olarak yüksek ateşli hastaların ateşlerini düşürmek için söylenmişti.

Sineklerin beş gözü vardır.

Suudi Arabistan'da hiç ırmak yoktur.

Sümüklüböceklerin dört tane burnu vardır.

Pazartesi, Kasım 24, 2008

Hayvanların Şaşırtan Özellikleri...

· İnsanoğlu, aklıyla hayvanlardan üstün kabul edilirken, hayvanlar da akıllara durgunluk verecek kabiliyetleriyle insanları şaşırtıyor. Atlar, bir ay kadar ayakta durabilirken, bir köstebek, bir saat içinde, 45 metre uzunluğunda bir tünel kazabiliyor.

· AA muhabirinin, Bölgesel Çevre Merkezi'nin (REC) hayvanlarla ilgili birtakım ilginç bilgilere de yer verdiği internet sitesinin yaptığı derlemeye göre, bir filin hortumunda 50 bin adet kas bulunuyor. Fil, bununla bir ağaç kütüğünü kaldırabilirken, yere düşmüş bezelye tanesini de alabiliyor.

· Kutup ayılarının daha az enerji harcayarak, vücut ısılarını korumak için geliştirdikleri yöntem oldukça ilginç. Buzulların sevimli hayvanları, arka ayaklarını ön ayaklarının izine basarak yürüyorlar.

· Dünyanın en hızlı koşan hayvanı leopar, "benim" diyen atletlere taş çıkarıyor. Leoparların hızı, saatte 100 kilometreyi buluyor.

· Atlar, bir ay boyunca ayakta durabiliyor. Köstebekler ise bir saatte 45 metre uzunluğunda bir tünel kazabiliyor.

· Gündüzleri görme engelli olan yarasalar, zifiri karanlıkta 0.6 milimetre çapında bir teli ayırt edebiliyor. Susuzluğa dayanıklı olmalarıyla bilinen develerin ise bir rakibi var. Fareler, develerden daha uzun süre susuz kalabiliyor.

· Sinek kuşlarının kalbi, dakikada 615 kez çarpıyor. İnsanların kalbinin, dakikada 60-80 kez çarptığı göz önüne alınırsa bu kuşlar oldukça heyecanlı görünüyor.

· Kargaların, ortalama yaşam süresi 120 yıl. Buna göre, kargalar dile gelse, tarihçilerin danışmanları hazırdı.

· Dünyada en derine dalabilen kuş türü, imparator penguenler. Yiyecek aradıkları sırada, 255 metre derine dalabilen penguenler, yaklaşık 18 dakika nefessiz kalabiliyorlar.

· Erkek penguenler, feministlerce ödüle layık görülecek türdenler. Zira onlar, kuluçkaya yattıkları 4 ay boyunca ağızlarına bir şey koymuyorlar.

· Yine penguenlerin, biz insanların esprilerine konu olan, sarkaç biçimindeki yürüyüşlerinin de bir nedeni var.Penguenler, her adımın sonunda bir sonraki adım için enerji depolayarak, enerji tasarrufunda bulunuyorlar.

· Dünya halter şampiyonları, karıncaların yanında boynu bükük kalıyor. Kendi ağırlığının 50 katı ağırlığı kaldırabilen karıncalar, minik bedenlerinden hiç de beklenmeyen performans gösteriyorlar.

· Akrepler, radyasyona karşı oldukça direnç gösteriyor. İnsan vücudunun radyasyona direnci 600 rads dolayında iken akreplerinki, 150 bin rads'a kadar çıkabiliyor.

· Çöl akrebinin ayaklarındaysa kuma konan bir kelebeğin oluşturduğu titreşimleri bile hissedebilen algılayıcılar yer alıyor.

· Büyüklükleri karıncalar kadar olan termitler, toprak üzerinde yüksekliği 8 metreyi bulan yuvalar yaparak, mühendislik yeteneklerini konuşturuyorlar.

· En hızlı yüzen balık ise orkinos. Yetişkin bir orkinos, saatte yaklaşık 90 kilometre hız yapabiliyor.

· Su altında en fazla 1 saat kalabilen balinalar, normalde 90 metreye dalabilirlerken, korktuklarında 360 metre derine inebiliyorlar.

· En fazla sayıda yumurta bırakan balık ise okyanus güneş balığı. Bu balıklar, bir seferde 30 milyon kadar yumurta bırakabiliyorlar.

Pazartesi, Mayıs 26, 2008

Finlandiyalı çocuklar niçin bu kadar zeki?

Finlandiyalı çocuklar niçin bu kadar zeki?
Uluslararası testlerde Finlandiyalı çocuklar dünyadaki yaşıtlarındanbelirgin şekilde daha üstün sonuçlar aldılar. Amerikalı eğitimciler şimdibunun nedenlerini araştırıyor.
Finlandiya'daki liseli çocuklar ev ödevlerini yapmak için günde en fazlayarım saat harcıyorlar. Okul üniforması giymiyorlar. Finlandiya'dakiliselerde çalıp duran ziller veya üstün zekalılar için özel sınıflar dabulunmuyor. Çok az miktarda standart sınavlar var, Finlandiyalı anababalarçocuklarının üniversiteye girişleri konusunda büyük endişeler taşımıyorlar.Hatta Finlandiya'daki çocuklar 7 yaşına kadar okula başlamıyorlar da...
Ama uluslararası ölçülere vurulduğunda Finlandiyalı ergen gençler dünyadakien zeki çocuklar. 57 ülkeyi içine alan testlerde 15 yaşındakiFinlandiyalıların en üst dereceleri paylaştı. ABD'deki eğitim sisteminde birsürü ev ödevi, standart test ve kurallar olmasına rağmen Amerikalı çocuklarC klasmanında yer aldılar.
Finlandiyalı gençler de Amerikalı yaşıtları kadar internet bağımlısı. Alaycıkonuşmayı seviyorlar rap ve heavy metal dinliyorlar. Ama konu matematik, fenbilgisi veya dilbilgisi olunca 15 yaşındaki Finlandiyalı çocuklar dünyadakidiğer arkadaşlarına fark atıyorlar.
Finlandiyalı işçilerin dünyanın en verimli çalışan işçileri olmasınınardında yatan nedenler de buralarda bir yerlerde.
*ÖğRENCıLERıN PARLAK BAşARISI*
Toplumsal ve ekonomik trendleri izleyen OECD tarafından sponsorluğu yapılanbir çalışmada Finli gençler gösterdikleri yüksek performansla bütün dünyanındikkatini çekmeyi başardılar. Söz konusu testler yalnızca çoktan seçmelisorulardan oluşmuyordu.
Sözgelişi "grafitinin sanatsal değerini tartışın" gibi kompozisyonsorularıyla öğrencilerin dil, okuduğunu anlama ve yazılı ifade gibialanlardaki becerileri de değerlendirmeye alındı.
Finlandiyalı öğrencilerin bu başarısı aslında son bir kaç yıldır çeşitliülkelerde araştırma konusu olmuştu. ABD Eğitim Bakanlığı bile bu başarınınnedenlerini araştıran çalışmalara girişti. Buldukları neden görünüşteoldukça basit olmakla birlikte, sağlanması hiç de kolay olmayan bir durumaişaret ediyordu: ıyi eğitimli öğretmenler ve sorumluluk sahibi öğrenciler.
Daha çok küçük yaşlardan itibaren Finlandiyalı çocuklar kendilerini süreklikontrol eden bir yetişkin olmaksızın eğitim ve oyunlarına devam edebilmeyiöğreniyorlar. Öğretmenler ise öğrencilerine en iyi uyacak ders programlarınıyaratmakta becerikliler.
Ziyaretçiler ve stajyer öğretmenler, Jyväskylä'daki Norssi Okulunundersliklerine bakan bir balkondan öğrenci dersliklerini izleyebiliyorlar.Gördükleri manzara ise son derece rahat ve 'temel etmenlerin öneçıkarıldığı' bir eğitim manzarası. Model bir kampüs durumundaki bu okulunherhangi bir spor takımı yok, bandosu veya müzik grubu da yok. Mezuniyetbalosu gibi etkinlikler de düzenlenmiyor.
15 yaşındaki Fanny Salo, Norssi'nin zeki öğrencilerinden biri. Genç kızdergilerini okumayı, "Desperate Housewives" seyretmeyi veya arkadaşlarıylabirlikte mağazaları gezip elbiselere bakmayı çok seviyor. Fanny, hiç deekstra efor harcamadan bütün sınavlardan A alıyor. Bazen kendisi kadar hızlıgelemeyen sınıf arkadaşlarına derslerinde yardımcı oluyor bazen de sınıfıngeri kalanı ona yetişmeye çalışırken "Sınıfta herkes çalışırken oturupdinlenmek de eğlenceli olabiliyor" diyor.
Finlandiyalı eğitimcilerin fikrine göre, yetenekli çocukları daha da yüksekperformans göstermeleri için teşvik etmektense, zayıf ve geride kalanöğrencilere daha çok eğilmek, toplamda çok daha iyi sonuçlar veriyor.Buradaki ana fikir, daha zeki konumdaki çocukların, kendi gelişimleriniengellemeden, kendilerinden daha geri konumdaki arkadaşlarına yardımcıolacağı ilkesi üzerine kurulmuş. Eğitimde 'rekabet' anlayışı Finlandiya'dapek rağbet görmüyor anlaşıldığı kadarıyla.
Öğleden sonraki fizik dersi başladığında sınıf birden ciddi bir sesizliğegömülüyor. Öğretmenler ve öğrenciler birbirlerine isimleriyle hitap etmekte.Sınıftaki tek kural ise: Derste cep telefonu ve ipod kullanılmayacak veşapka takılmayacak. (Okullarda öğrencilerin 'başı açık' şekilde eğitimalmasının zeka geliştirici bir etki yaratıp yaratmadığı konusundaFinlandiyalı eğitimcilerin fikrini bilemiyoruz.)
Fanny'nin en isyankar sınıf arkadaşı ise sarı saçlarını siyaha boyayan vepembe spor ayakkabıları giyen bir tip. Havanın yaz aylarında bile genellikleserin geçtiği bu ülkede normalde öğrenciler kalın botlar giyiyor. Güneşinpek de cömert davranmadığı ülkede cildi daha koyu gösterecek losyonlaroldukça yaygın. Cevabını herkesin bildiği basit bir soruyu Finlandiyalı birgence sorduğunuzda size "KVG" diyecektir. Bu kelime "Bu sorunun cevabınıGoogle'da arasana, aptal!" cümlesinin Fince yazılışının kısaltması oluyor.
*EğıTıM CıDDı ışTıR, ÖğRETMEN UZMAN OLMALI *
Norssi okulu adeta bir eğitim hastanesi gibi çalışmakta: Her yıl 800 stajyeröğretmen bu okula geliyor. Üniversiteden yeni mezun öğretmenler çocuklarlabirlikte çalışmalara katılırken, kıdemli öğretmenler de her an onlarayardımcı oluyor. Öğretmenlerin master derecesi olması şart! ÖğretmenlikFinlandiya'da çok ciddiye alınan saygın bir meslek: Tek bir açık pozisyoniçin 40 başvuru olabiliyor. Finlandiya'daki öğretmen maaşlarınınAmerika'daki öğretmen maaşlarına yakın olduğunu fakat Finli öğretmenlerinçok daha özgür olduklarını belirtmekte yarar var. (Türk öğretmenlerin maaşıve kalitesi konusunu şu an için bu argümana dahil etmemek daha uygunolacak.)
Finlandiyalı öğretmenler dersler için istedikleri yardımcı kitaplarıseçmekte ve ders programını diledikleri gibi oluşturmakta özgürler. Ulusalmüfredata uyum tabii ki söz konusu. Ancak diğer ülkerlerdeki eğitimsistemini standart tipte üretim yapan bir "fabrikaya" benzetecek olursak,Finlandiya'daki öğretmenleri bir tür 'serbest girşimci' olarak tanımlamakyanlış olmaz.
*FıNLANDıYA DA FARKLI OLAN NEDıR?*
Finlilerin okumaya duydukları derin 'aşk'ın Finlandiya'daki eğitimsisteminin başarısına yaptığı katkı tartışılmaz. Finlandiya'da doğan herçocuğa devlet tarafından verilen hediye paketinin içinde mutlaka resimli birkitap yer alıyor.
Pek çok kütüphane ise alışveriş merkezlerinin hemen yanına yerleşik durumda.şehrin banliyölerine günlük olarak seferler yapan 'kütüphane otobüslerini'de unutmamak gerek.
Fince, diğer hiç bir dile benzemiyor. ıngilizce basılmış bir kitabın Finceyeçevirisi çokça bir zaman sonra yapıldığı için, söz gelişi Fin çocuklar HarryPotter kitabını ıngilizce okumak için büyük gayret gösterdiler çünkü Fincebasım Harry Potter piyasaya çıktığında kitabın sonunu öğrenmiş olmaktankorkuyorlardı. Filmler ve televizyon dizilerinin bir kısmı dublajlı birkısmı ise Fince altyazılı gösteriliyor.
Kasım 2007'de ıskandinav eğitimcilerin faaliyetlerinde teknolojiyi nasılkullandıklarını incelemek için Finlandiya'ya gelen bir Amerikan heyeti;Finlandiyalı öğretmenlerin beyaz tahta ve marker yerine kara tahta vetebeşir kullandıklarını, sınıflarda PowerPoint sunumları yerine tepegöz veprojektörlerin kullanıldığını görünce büyük bir şaşkınlığa düştü.
19 yaşındaki Finli öğrenci Elina Lamponen, öğrenci değişimi için gittiğiMichigan'daki Colon Lisesinde geçen bir yılını tuhaf anılarla hatırlıyor:"Öğretmen öğrencilere ödevlerini yapıp yamadıklarını sorduğunda öğrenciler'Ne ödevi ya? Asıl sen ne yaptın dün akşam?' gibi cevaplar veriyorlardı.Tarih dersinin sınavları bile çoktan seçmeliydi. Sınıf projeleri bile okadar basit konulardan seçiliyordu ki, Finlandiya'ya döndükten sonra aynısınıfı bir daha tekrarlamak zorunda kaldım."
Finlandiya eğitim sistemi basit esaslara dayanıyor olsa da bunun birbenzerini Amerika'da yaratmak çok güç. Finlandiya toplumu çok daha homojenbir yapıda. Üstelik de Finlandiya bütçesinin eğitime ayrılan kısmı çok dahayüksek. Finandiyalı çocukların okula devamlılığını sağlayan çok sayıdasosyal yardım imkanı da bulunuyor ki bunların benzerleri Amerika'da yok.
Finli öğrencilerin üniversiteye girme konusunda duydukları kaygı ve stresdiğer ülkelerdeki gençlere kıyasla çok düşük düzeylerde. Bu da 'rekabetunsurunun' bir stres faktörü olarak ön plana çıkmasını engelliyor.
Finlandiyalılar yüksek yaşam standartlarına sahip olsalar da, yükselenglobal ekonomi içinde geri planda kalmaktan korkuyorlar. Nokia gibielektronik ve telekomünikasyon şirketleri, orman ürünleri ve madencilikleilgili sektörlerde Finliler rekabet güçlerinin yüksek olduğunudüşünmekteler.
Globalleşen dünyada 'insan kaynaklarının' kalitesi de giderek önem kazanıyorhiç kuşkusuz.


*Yalçın Tarkan*
*Genel Müdür*

Çarşamba, Nisan 30, 2008

İlk Çekilen Fotoğraf


Fransız Joseph Nicéphore Niépce , dünyanın bilinen ilk fotoğrafçısı. Kendisi holograflar üzerinde çalışırken optik fotoğrafçılığında temellerini atmış oldu. Yukarıdaki fotoğraf 1825 yılında çekilmiş ve Joseph Nicéphore Niépce 'in evinin penceresinden şehrin silueti görünüyor. Fotoğrafın pozlaması tam 8 saat sürdüğü için güneş açısı değişmiş ve binaların her iki yanında da aydınlık var. Enteresan bir fotoğraf.

Çarşamba, Aralık 05, 2007

Performans Değerlendirme Sonuçları Aslında Ne Anlama Geliyorlar?

Motivasyonu yüksek :
Sazan gibi her işe atlayan, bilumum angarya yüklenebilir sahsiyet

Etkili sunus yetenegine sahip :
Ortalamanin üzerinde güzel/yakisikli kisi; cillop gibin

Beden dilini kullanabilen:
"Bi su alabilir miyim" derken kasi gozu oynayan sakat kisilik; Ne yapacagi belli olmaz,

Problem çözme yetenegi olan:
Havuz problemleri çözerek büyümüs oldugundan her konuda çözülecek bir problem arayan, rahatsiz mizaçli kolej talebesi; problem çözebiliyosa, problem de çikartabilir, dikkatle izlenmesi lazim gelir

Takim çalismasina yatkin:
Iki eliyle bi seyi dogrultamayan, lakin kalabaligin arasinda kaynamayi becerebilen ve is yapiyo imaji çizebilen; çakal

Liderlik yeteneklerine sahiptir :
Uzun boyludur veya bagira cagira konusur

Stresle basa çikabilir:
Dünya yansa umurunda olmayan rahat kisilik, gevseklikte ve lakayitle sinir tanimayan (Not: Polyannagillerin istihdam edilebilenleri de benzer özellikler gösterir, zinhar karistirilmamalidir)

Zamani iyi kullanan:
Müdürünün ruhu bile duymadan, mesai saatleri içinde kahve içip fal baktiran, internette gezip solitaire oynayan, icabinda kuaföre gidip saç-bas bile yaptiran yaratici, neseli, eglenceli kisilik; ha bi de saat 6 oldu mu bi dakka bile durmaz ve çikar gider bu tipler.

Degişime açık :
Yalaka, bukalemun, firildak kisilik

Koç'luk yapabilir :
Ara gaz verip çalisanlari bedavaya çalismaya ikna edebilen hin oglu hin.

Etkili satis becerilerine sahip:
Agizlarindan girip burunlarindan cikmak suretiyle, müsterileri kandirmayi basarabilen tilki sahsiyet; herseyi satabilir bu tipler, sizi de satabilir,dikkatli olun.

Müsteri odakli :
Sirkete karsi müsterilerle ittifak yapan hain tip; brütüs.

Temsil yetenegi olan:
Her toplantida basina demeç veriyormusçasina havalara giren, kendini bi birsey sanan, .... havada kisilik

Uyumlu:
Suya sabuna dokunmayan, etliye sütlüye karismayan silik kisican, TRT'nin beraber ve solo sarkilar korosunda 30 yil soloya çikmadan durabilir, otistik te olabilir.

Disariya acik bir kisilige sahip:
Surekli ofis disinda

Iyi iletisim becerilerine sahip:
Surekli telefonla konusur

Ortalama bir eleman:
Kafasi pek basmaz

Ustun niteliklere sahip :
Simdiye kadar onemli bir hata yapmadi

Sosyal hayatinda aktif:
Surekli kafa ceker

Ailesinin sosyal hayati aktifdir:
Esi ve cocuklari da kafa ceker

Bagimsiz calisabilir :
Kimse tam olarak ne is yaptigini bilmez

Süratli düşünür:
Iyi bahaneler uydurur

Dikkatlice dusunur:
Karar veremez

Mantigini iyi kullanir:
Isi baskasina yaptirir

Kendini cok iyi ifade edebilir:
Turkce konusabilir

Gelecegi cok iyi okur:
Bayagi sanslidir

Nesesi yerindedir :
Belden asagi bir cok fikra bilir

Kariyerine cok onem verir:
Adami arkadan bicaklayabilir

Sadiktir ve guvenilirdir :
Baska yerde is bulamamistir...

Pazartesi, Aralık 03, 2007

Erkeklerin Düğmeleri Neden Sağda?

Hakikaten, neden erkeklerin tüm giysilerinde düğmeler sağda, ilikler solda iken kadın giysilerinde tam tersidir? İşte, insanların daha çok sağ ellerini kullanmalarından dolayı yerleşen bir alışkanlık daha. Sağ elini kullanan bir insan için, sağdaki bir düğmeyi, soldaki bir iliğe geçirmek daha kolaydır. Bu nedenle de erkeklerin düğmeleri daima sağdadır. Peki kadınların düğmeleri niçin solda? Kadınların çoğunluğu da, daha çok sağ ellerini kullanmıyor mu?

Giysilerde düğmelerin kullanılmaya başlanıldığı ilk zamanlarda, düğmeler hem çabuk kırılabiliyordu, hem de herkesin alamayacağı kadar pahalı idi. Düğme alabilecek zengin kadınlar da, uzun elbiselerini ancak hizmetçilerinin yardımı ile giyebiliyorlardı. Hizmetçiler ise hanımlarının karşısında, onların düğmelerini, sağ ellerini kullanarak daha rahat ve daha hızlı ilikleyebiliyorlardı (tabii erkeklerin de daha hızlı çözdüklerini söylemeye gerek yok). Bu neden(ler)le, terziler düğmeleri hizmetçinin sağına, hanımının ise soluna gelecek şekilde diker oldular. Günümüzde her kadın, kendi kendine giyinip soyunmasına rağmen nedendir bilinmez, bu adet değişmedi.

Pazar, Eylül 02, 2007

Dünyanın En Büyük Gemisi: Queen Mary 2




Queen Mary 2'nin uzunluğunu esas aldığınızda üç futbol sahasına eşit. Uzunluğu ise tam 345 Metre. Gemide çok güzel bir spor kulübü var ama kullanmanıza hiç gerek yok, Queen Mary 2’nin güvertesinde bir tur attığınızda 620 metre yol kat etmiş oluyorsunuz
Geminin motorları 1570 arabanın motoruna, jeneratörleri ise 200.000 kişilik bir şehrin elektrik ihtiyacına karşılık verecek biçimde yapılmış. Maksimum hızı 55 km. Gemi 5 milyon dolar (7.5 trilyon TL) değerinde sanat eserleriyle süslenmiş. İki katlı restoranı 1350 kişilik. Yerlerde toplam 250.000 metrekare halı kullanılmış. 1310 kabin ve 1420 personel var. Yolcu kapasitesi ise 2620. Gemi yaklaşık 1 Milyar Dolar'a (1.5 katrilyon TL) malolmuş. Bu transatlantik denizlerdeki ilk Canyon Ranch Kaplıca Kulübüne, güneş sistemini canlandıran uzay kubbesine, en büyük balo salonuna, en büyük kütüphaneye, iki katlı tiyatro salonuna, beş adet kapalı ve açık yüzme havuzuna, jakuzilere, butiklere ve geniş çocuk bahçelerine sahip.

Garip Ama Gerçek

- Dünyanın en büyük timsahı 6 metre boyunda, ağırlığı ise 1 tondan fazla.
- Develerin 3 tane kaşı vardır.
- Istakozların kanı mavidir.
- Bir sineğin hızı saatte 8 km'dir.
- Sıçan, deveden daha uzun bir süre susuz kalabilir.
- Erkek güve, dişi güvenin kokusunu 14 km'den alabilir.
- Bazı böcekler kafaları kopmasına rağmen 1 sene yaşayabilir.
- Zürafa kulaklarını diliyle temizler.
- Çikolata köpekleri öldürebilir. Gerçek çikolata köpeklerin kalbini ve sinir sitemini olumsuz şekilde etkiler.
- Yarasalar bir mağaradan dışarı çıkarken hep sola döner.
- Yetişkin bir ayı, bir at kadar hızlı koşabilir.
- İngiltere'deki bütün kuğular, kraliyet ailesine aittir.
- Kutup ayıları solaktır.
- Baykuş mavi rengini görebilen tek kuştur.
- Dünyada insan başına düşen karınca sayısı 1 milyondur.
- Dünyanın bir numaralı domuz üreticisi ve tüketicisi Çinlilerdir.
- Timsahlar dillerini dışarı çıkaramazlar.
- Bir karıncanın koku alma yeteneği, en az bir köpeğinki kadar gelişmiştir.
- Hamam böcekleri yaklaşık olarak 250 milyon yıldır yaşadıkları halde, hiçbir değişime uğramamışlardır.
- Kediler ültrason seslerini duyarlar.
- Zürafa 35 cm. uzunlukta siyah bir dile sahiptir.
- Sadece insanlar ve yunuslar zevk için cinsel ilişkide bulunur.
- Dünyanın en büyük hayvanı mavi balinadır. Aynı zamanda hayvanlar aleminin en hızlı büyüyen hayvanıdır. Kilosu 22 ayda 26 tona kadar ulaşır.
- Dünyanın en hızlı hayvanı Leopar'dır. Hızı saate 100 km.'ye ulaşır.
- Dünyanın en hızlı kuşu Boğazlı Kırlangıçtır. 3 saniye süreyle saatte 128 km. sürate ulaşmıştır.
- İyi bakılan ve erken yaşlarda kısırlaştırılmış bir tavşan 8 ila 12 sene yaşar.
- Kediler 100 değişik ses, köpekler ise 10 ses çıkartabilir.
- Son 4 bin sene içerisinde herhangi yeni hayvan evcilleştirilmemiştir.
- Bir pire, kendi büyüklüğünün 150 kat yüksekliğine zıplayabilir. Bu oranı tutturmak için insanın yaklaşık 30 metre zıplaması gereklidir.
- Atlar bir aya kadar ayakta kalabilirler.
- Kedilerin her bir kulağında 32 adale vardır.
- Bir inek hayatı boyunca yaklaşık 200 bin bardak süt üretir.
- Karıncalar uyumaz.
- Her sene Amerika'daki hayvan bakım yerleri 30 bin kedi ve köpeği uyutma mecburiyetinde kalmaktadır.
- Hastalanmayan tek hayvan köpekbalığıdır.
- 2 bin 600 değişik cins kurbağa vardır.
- Yılanlar duyamaz.
- Kelebekler ayaklarıyla tat alırlar.
- Filler zıplamayan tek memelidir.
- Bir karıncanın koku alma yeteneği en az bir köpeğinki kadar gelişmiştir.
- Atların, insanlardan 18 tane fazla kemiği vardır.
- Fareler kusamaz.
- Yunuslar gözleri açık uyur.
- Kangurular geri geri yürüyemez.
- Zebralar beyaz üzerine siyah çizgilidir.
- Hayvanlar aleminde sadece domuzlar güneşten yanabilir.
- Sineklerin 5 gözü vardır.
- Sığırların dört tane midesi vardır.
- Zürafalar yüzemez.
- Penguen yüzebilen ama uçamayan tek kuştur.
- Dünyada en tehlikeli hayvan sivrisinektir, çünkü insan ölümüne en fazla sebep olan hayvandır.
- Tüm dünyadaki kedi ve köpekler yılda 11 milyar dolarlık mama tüketmektedir.
- İnsanları parmak izinden, köpekleri ise burun izinden tanımak mümkündür.
- Kedi ve köpekler insanlar gibi ya sağ ellerini çok kullanırlar ya da sol.
- Kirpiler suda batmaz.
- Bir ıstakoz, ancak yedi senede, yarım kilo alabilir.
- Salyangozların 25 bin civarında dişi vardır.
- Mavi yunusların kalbi dakikada sadece dokuz kere çarpar.
- Köpekbalıklarının kansere karşı bağışıklığı vardır.
- Sivrisineklerin 47 tane dişi vardır.
- Büyükçe bir yunus günde 2 ton yiyecek tüketir.
- Timsahlar daha derine batabilmek için taş yutarlar.
- Kediler şeker tadını ayırt edemezler.
- Amerika'da 58 milyondan fazla köpek vardır.
- Zürafaların ses telleri yoktur.

Pazartesi, Temmuz 30, 2007

Unutulmaz Yeşilçam Replikleri



  • - Para elimin kiri kuzum. Bin lira harcıyorum gecede.

  • - Bırak o kızı. Bırak diyorum len köpek.

  • - Cemiyette sizi mahçup etmem. İyi bir ev kadını, salon hanımı olurum.

  • - Senin annen bir melekti yavrum.

  • - Ben senin babanım evladım.

  • - Amcacım sizi çok sevdim,baba diyebilir miyim?

  • - Bedenime sahip olabilirsin ama ruhuma asla.

  • - Bir zamanlar fakir ama gururlu bir genç vardı.

  • - Güzel olduğunuz kadar küstahsınızda

  • - Aman Tanrım, göremiyorum... Göremiyorum.. Kör oldum.

  • - Bu ses.. Bu ses.. Olamaz, git.. Git buradan..

  • - Ustlendigin vazife cok muhim Kemal, bu gorevi layikiyla yapacagindan eminim.

  • - Ben kor bir gencim, hayatimi keman calarak kazanirim. Rica ederim duygularimla oynamayin.

  • - Sen arkadasimin askisin.

  • - Sizi ebediyete kadar bekleyecegim.

  • - Lutfen haddinizi biliniz.

Pazartesi, Temmuz 16, 2007

Ünlülerin Gafları

Kanada gibi denizaşırı ülkelerde çok bulundum... (Amerika'dan Britney Spears)
Nodalıklar to, todalıklar no... (Bülent Ecevit)
İlham kaynağım şu gördüğünüz Boğaz. Bu deniz, öküze bile ilham verir... (Serdar Ortaç)
Teniste en iyi hareketlerden biri, topu fileyi yalayarak atmaktır. Ben yaptığım işlerde bu atış felsefesini benimsedim..(Hülya Avşar)
Uzun vadede politikada iyi şeyler yapmak istiyorum. Manken arkadaşlarım da bana destek oluyor... (Tuğba Özay)
Mozart dinlemiyorum ama Türkiye'ye gelirse konserine mutlaka giderim.(Emrah)
Şimdi de Pink Floyd ve arkadaşları söylüyor: The Wall... (TRT 3spikeri)
57. Hükümet 'tekno partilerin' açılmasına yardımcı oldu... (Bülent Ecevit)
Kaybedecek hiçbir şeyi yoktu. İlk iki seti kaybetti. Şimdi kaybedecek daha çok hiç birşeyi yok!.. (Wimbledon erkekler final maçını anlatan TRT spikeri)
Öyle bir sivilce ilacı kullanıyorum ki bir sene içicem bir daha ömür boyu hiç sivilce çıkmayacak. İşte öyle bir sivilce ilacı aldım ben...(Güzide Duran)
Alpay arka ayağını burktu!.. (Türkiye-Brezilya maçından...)
Annem bana 'O. Çocuğu!' diye bağırdığında oluşan ironiyi hiç bir zaman anlamadı...(Jack Nicholson)
İnsan sevdiğine 'Sana geleceğine bana gelsin' der. Öyle değil midir ya? Herkesin bir bebeği vardır... (İbrahim Tatlıses)
Bu tokat olayından sonra hayata bakış açım değişti, artık her şeye daha pozitif bakıyorum... (Hande Ataizi)
Coly, top diye Hasan'a vurdu. Ama Hasan'ın kafası da top gibi baksana. Vurabilir insan... (Türkiye - Senegal maçı yorumcusu Ömer Üründül)
Sigara öldürür ve eğer ölürseniz hayatınızın önemli bir parçasını kaybedersiniz... (Brooke Shields)
Chicago'ya gelmek istedim. Çünkü Chicago 52 eyaletimizden biri...(Raquel Welch;) Not 1: Amerika'daki eyalet sayısı 50, Not 2: Chicago eyalet değil.
Ben şimdi parçayı Cengiz'in bana öğrettiği gibi okumadım. Cengiz bana bi nağmeler öğretiyor, çok değişik oluyor. Eğer öyle okursam hakikaten çok güzel oluyor... (Seren Serengil)
Annem hakikaten çok kaliteli bir sanatçı annesi... (Seren Serengil)
Belçikalılar sahada 4-4-2 şeklinde dizilmişler... (İngiltere-Danimarka maçını sunan TRT spikeri)
Hadi len bir kıta okiim... (İzzet Yıldızhan, Tgrt'deki şovunda seyircilere doğru söyledi)
Gazeteci Sorusu: 'Türkan Hanım, gözlerinizi bağışlamayı düşünür müsünüz?'Türkan Şoray yanıtı: 'Bugün mü?'
Parlamentodan, 500'ü aşkın başbakan çıkar... (Osman Durmuş)
'Senin ağzını yerim' toplumda çok sık kullanıldığı için böyle bir şarkı çıkarttım... (Sinan Özen)
Vücudundan kurtul. Sadece zihnin ve ruhunla yaşa... O zaman toprağın altında nefes alabilirsin... (Cüneyt Arkın)

Çarşamba, Temmuz 11, 2007

Genel Kültürümüzü Artıralımmmm

En geniş ülke 17 075 200Km2 ile Rusya’dır.
En küçük ülke 0,44Km2 ile Vatikan’dır.
En zengin 3 ülke Kanada, Norveç, ABD’dir.
En fakir 3 ülke Sierra Leone, Nijer, Etiyopya’dır.
En çok ülke ile sınır komşusu olan ülke 15 ülke ile Çin’dir.
En uzun ve kesintisiz sınır ABD Kanada arasındadır.
En kalabalık şehir, Japonya’nın Tokyo şehridir. 26,5 milyon.
En yüksek yerleşim birimi deniz seviyesinden 5 0902m. yukarıda olan Çin’in Wenzhuang’dır.
En alçak yerleşim yeri deniz seviyesinin 54m. altında olan ABD Californiya eyaletine bağlı Calipatria şehridir.
En kuzeydeki yerleşim yeri 82,5 derece ile Kanada’nın Alert şehridir.
En güneydeki yerleşim birimi 55 derece ile güneyde olan Şili’nin Puerto Williams şehridir.
En ıssız yer Güney Antartik’te Tristan da Cunha adasında, hiç insan yoktur.
En çok dil konuşulan ülke Papua Yeni Gine’dir. 689 dil ve lehçe.
En büyük dalga Alaska’nın Liyuya Körfezinde 9.07.1958 de 524m. olmuştur. Okyanusta en derin yer Mariana adalarının doğusunda 10 923m. ile Challenger çukurudur.
En büyük çöl Orta Kuzey Afrika’da 9.065.000km2 ile Büyük Sahra Çölüdür.
En büyük ada Grönland’dır. Yüzölçümü 2.166.086km2 dir.
En büyük kıta Asya Kıtası'dır. Yüzölçümü 44.936.000km2 dir.
En büyük göl Hazar Gölü’dür. 424.200km2 dir.
En yüksek dağ Nepal’de bulunan 8.850m. ile Everest dağıdır.
En yüksek şelale Venezuella’da bulunan 979m. Angel Şelalesidir.
En uzun nehir 6.656 km. ile Nil Nehridir.
En yüksek baraj Tacikistan’da Vakhsh nehri üzerinde bulunan 300m. yükseklikteki Nurek Barajıdır.
En büyük yanardağ patlaması 130 yılında Yeni Zelanda Nort Island’da Taupo patlamasında 20.000 kişi kaybolmuştur.
En yağışlı yer Hindistan’da Cherropunji şehri olup yıllık ortalama 1270cm3 yağmur düşmektedir.
En kuru yer Şili’de Arica ve Antofagas arasındaki bölge olup ortalama 0.1mm3 yağmur düşmektedir.
En uzun asma köprü 5 Nisan 1998 de Japonya’da açılan 3.911 m. AkashiKaikyo’dur.
En uzun demiryolu tüneli Japonya’da 53.9km olan Seikan Tüneli’dir.
En sıcak yer Libya’da 58 derece ile ElAziziyah’dır.
En soğuk yer 89 derece ile Antartika'dır.
En şiddetli deprem 22.05.1960 da Şili’de gerşekleşmiştir. 9.5 şiddetinde.

Çarşamba, Haziran 27, 2007

Akıllı Levhalar






Bayağı ciddi yasaklar var. Ancak bu kadar olur. Sapıklara yönelik galiba...

İbretttt


Elaleme ibret olsun !

Salı, Haziran 26, 2007

Nereli Olmak Daha Faydalı?

JAPON OLMANIN FAYDALARI
-Bakkalınızdan Japon yapıştırıcısı isterken gururla;
-"Şu bizim yapıştırıcıdan versene" dersiniz.
-Çok kiloluysanız zayıflamak için milyonlarca lira harcamaz aksine Sumo Güreşçisi olup üstüne para kazanabilirsiniz.
INGILIZ OLMANIN FAYDALARI
-Hiç bir baltaya sap olamazsanız, bir tamirhanede İngiliz anahtarı" olabilirsiniz.
-İngilizceyi su gibi konuşursunuz.(!)
ETiOPYALI OLMANIN FAYDALARI
-Solarium için milyonlarca lira ödemeniz gerekmez.
-Diet yapmak için kasmazsınız.
-Tüm yardım konserleri sizin için yapılır.
AMERIKALI OLMANIN FAYDALARI
-Her zaman ülkeniz savaştadır ama size zarar gelmez..
-NBA maçlarını izlemek için sabahın köründe kalkmazsınız..
-Her apartmandaki 10 kişiden 5'i dünyayı kurtaracak güçtedir..
Düşman ister uzaylı olsun isterse bir göktaşı ...(örnek: Rambo, terminator, v.s..)ÇINLI OLMANIN FAYDALARI
-Uzaydan görülebilen tek insan eseri olan "Çin Seddi" ni gerçekleştirmiş olmanın gururunu yaşarsınız..
-Uzağı net görmek için gözlerinizi kısmanız gerekmez.
-Tek yataklı oda parasıi verip üç kişi yatabilirsiniz.
FRANSIZ OLMANIN FAYDALARI
-Her şeye Fransız kalabilirsiniz..
-Fransızca küfür bile etseniz şiir okuyorsunuz sanırlar...
İTALYAN OLMANIN FAYDALARI
-Kaybolmazsınız. Çünkü her yol Roma'ya çıkar.
-Dünya kızları, yakışıklılıkta hep sizi örnek gösterir..
-Dogan SLX fiyatına FERRARI alabilirsiniz( Abartık ama olsun! Eee.. Böyle vergilere böyle espri!) ...
VEE TÜRK OLMANIN FAYDALARI
-2050 yılında dünyanın tek hakimi olabilirsiniz. (Çünkü herkes uzaya çıkmış olacak...)
-Eğer dünyanın hakimi olursanız, uzaydan gelebilecek UFO'lara taş atıp onları korkutup, kaçırabilirsiniz.( UŞAK'da yaşanmıştır...)
- Restoran, lokanta gibi yerlerde masaları birleştirebilir ortaya bir salata söyleyebilir, masanın kısa bacağının altına katlanmış kağıt koyabilirsiniz...
-Otobüs, uçak, hastahane, vb. gibi cep telefonu kullanmanın yasak olduğu yerlerde gizli gizli cep telefonu ile konuşabilir, plajda cep telefonunuzu mayonuza sıkıştırabilir ve herşey çok normalmiş gibi davranabilirsiniz..
-İşsizlik, üretimsizlik, sosyal eşitsizlik, trafik canavarı, enflasyon ve sonu gelmeyen zamlarla canla başla mücadele ederek, "ülke yönetmecilik" oynayan siyasetçilere yıllarca katlanarak "Varolmanın dayanılmaz eziyeti" ve "insanoğlunun dayanıklılık gücü" konularında bilimsel araştırmalara katkıda bulunabilirsiniz... Evet şaka bir yana, aslında nerede yaşadığınız değil, nasıl yaşadığınız daha önemli değil mi? Victor Hugo ne güzel söylemiş:
-"Herkes ölür ama herkes gerçekten yaşamaz."

Cumartesi, Haziran 23, 2007

Bilmek Lazım mı!!!

Yunanistan'da sakın Türk kahvesi istemeyin. Türk kahvesinin adı bu ülkede Yunan kahvesidir.

Nepal'de ayak üzerinden atlamayın. Kötülügü simgeler.

Şili'de lokantada ellerinizi karnınızın üzerine koyun. Yoksa servis yapmazlar.

Moğalistan'da ıslik çalmayin. Kötü ruhlari davet etmiş olursunuz.

Hindistan'da sokakta tuvaletini yapanlara tepki göstermeyin. Yasaldır.

Kolombiya'da gece sakin kırmızi ışıkta durmayın. Soyulursunuz.

Çin'de yere tükürmek serbesttir. Balgamın üzerine basmak yasaktir.

ABD'de trafik polisi sizi durdurursa elleriniz direksiyon üzerinde put gibi bekleyin. Hareket ederseniz vurulabilirsiniz.

Endonezya'da küçük çocukların başını okşamayın, yoksa zekaları gelişmez.

Tibet'te çay bardağını iki elinizle avuçlamazsanız saygısızlık etmiş olursunuz.

Japonya'da çatal, kaşık yerine kullanılan çubukları tabağa çapraz koymak hakarettir.

Japonya'ya seks dergisi sokmak yasaktır. Japonya'da üç kişinin resmini çekmeyin. şansınız kapanır.

Bahama Adaları'nda çiçekli etek giymek koca arıyorum anlamına gelir.

Bikini Adaları'nda bikini giymek yasaktır.

Çin'de sakın kadeh kaldırırken "Çin Çin" demeyin. Erkeklik organı anlamına gelir.

ABD'de erkek erkeğe öpüşmeyin. Adınız çıkar.

Rusya'da erkek erkeğe dudaktan öpmek sevgi ve saygıyı gösterir.

Endonezya'da pazarlık sırasında satıcı parayı yere atarsa son fiyat anlamına gelir.

Nijeryalılara sırtınızı kremletmeyin. Onlara göre beyazların derisi yoktur.

Panama 'da çok güzelseniz size %20 'ye varan indirim yaparlar.

Avustralya'da yaşınız 65'in üzerindeyse geneleve girmek için sağlamdır raporu gerekir.

Sumatra'da küçük çocukların resmini çekmek yasaktır. Dişlerinin gelişmesini önler inancı hakimdir.

Rusya'da taksi şöförleri ile akademik bir tartışmaya girmeyin. Çoğu üniversite eski ögretim üyesidir.

İskoçya'da içkiyi geri çevirmek hakarettir.

İtalya'da Spaghetti'ye makarna demek hakarettir.

Yine İtalya'da otel odanıza giren hırsızı dövmek suçtur.



Aslında çokda lazım değil ama bu bilgiler. Olaki birgün yolumuz düşer de lazım olur, siz yinede okuyun aklınızda bulunsun.

Perşembe, Haziran 07, 2007

Bir Karafatmanın Günlüğünden

Dün gece yine ölümle burun buruna geldim. Kendime bir zarar geleceğinden değil ama karım Cemile ne yapar sonra? Biz akşam yemeğimizi genelde saat 11-12 gibi yerdik, ama ev sahiplerimizin misafiri geldiğinden geç vakitlere kadar oturup yatmadılar. Neyse ki konukların gitmesiyle birlikte uykuya daldılar. Bir süre ortalığın sakinleşmesini bekleyip, yiyecek toplamaya başladım. Bugün misafirler geldiği için menü çok zengindi. Pasta ve börek kırıntılarına bayılırız. Her neyse ben nevaleyi toplarken birden mutfağın ışığı yandı ve "Aaaaaa! Karafatma" diye bir ses duydum. Salak adam, ben bir erkeğim Fatma da nereden çıktı. Benim adım İsmail. Böyle şeyler delikanlıyı bozar. Hadi beni karımla karıştırdın diyelim. Sen ne kadar korkak bir adamsın. Benim kaç katım büyüklüğünde olmana rağmen bu bağırış da ne böyle? O korkunç sesin kesilmesiyle birlikte, sanki ben ona bir bok yapmışım gibi beni kovalamaya başladı. İnanın o kadar da dikkat ediyorum, tabak, çanak, bardak üzerinde dolaşmamaya çünkü bu dingilin karısı çok titiz. Bazen diyorum ki bu gıcıkların misafiri geldiğinde git ortalarda dolaş böylelikle utanılacak duruma düşsünler. Ama yapamıyorum işte. Ne olursa olsun, ekmek yediğin tekneye kötü gözle bakmamak gerekir. Ben eve geldiğim ilk yılları hatırlıyorum da ne güzeldi o günler. Rahmetli kayınbabam ve kayınvalidem beni evlerine kabul etmişlerdi. O zamanlar rahattık, çünkü ev sahibimiz Rıza amca kördü. Bu sebeple evin her yerinde serbestçe dolaşabiliyorduk. Hatta Rıza amcayla aynı sofrada yemek yediğimiz günlerde oldu. Gerçi bizleri görebilseydi nasıl davranırdı bilmem ama o hep yüreğimizde yaşayacak. Rıza amcanın durumu pek iyi sayılmazdı, memur emeklisiydi. Bu evde rahmetli karısınınmıs, bu yüzden yiyecek konusunda bu kadar fazla seçeneğimiz yoktu. Ama daha mutlu ve huzurluyduk. Rıza amca birgün görünmez kazaya kurban gitti. Gerçi onun için bütün kazalar görünmezdi. Rıza amcanın toprağa verildiği gün biz de oradaydık. Karşı komşusu Osman Zeki bey bize geldiğinde ceketini asmıştı. Biz de bunu fırsat bilip ceketin cebine girdik. Ardından Osman Zeki beyle birlikte mezarlığa doğru yola koyulduk. Rıza amcanın üç tane oğlu vardı ama bugüne kadar sadece nüfusta gözüküyorlardı. Hayırsızlar daha ilk günden evi satışa çıkardılar. Evi şu anda oturan adam ve karısı satın aldı. Eve ayak basmalarıyla kayınbabam ve kayınvalidemi öldürmeleri bir oldu. Adam sonra iğrenerek cansız bedenleri kağıda sararak çöpe attı. Sanki kendisi çok temizmiş gibi. Halbuki tuvaletten çıktıktan sonra ellerini yıkamadığına defalarca şahit oldum. Şimdilerde kendine üzerinde rahmetli kayınvalidemin resmi olan bir ilaç almiş, durmadan üzerimize sıkıp duruyor. Kayınvalidem Sultan hanım gençliğinde fotomodel olduğu için bu tür ilaçların üzerinde resmi bulunuyor. Hatta bir iki reklam filminde de oynamıştı. Ama evlenince mecburen bıraktı. Çünkü kayınbabam tam bir Osmanlı erkeğiydi. Bugüne kadar rahmetli Rıza amcanın anısına bu evde oturduk, artık daha fazla dayanacak halimiz kalmadı. Eşe dosta haber saldık. Kendimize göre bir ev bulur bulmaz taşınacağız buradan. Belki de sizin evinize yerleşiriz hayat bu belli mi olur?

Çarşamba, Haziran 06, 2007

Sen Neymişsin Be Çay???

DEMLİKTE KALAN ÇAYI ATMAYIN
Saçınız mat mı? Saçınızı şampuanladıktan sonra son su olarak bir çaydanlık ılık çayla durulayın. Bakın saçlarınız nasıl ışıl ışılıyor. Ayağınız mı kokuyor? Ilık çay dolu bir leğene ayaklarınızı daldırın ve her akşam yatmadan önce 10 dakika tutun. 10 günde koku diye bir şey kalmayacaktır. Boğaz ağrılarında posaları süzüp soğuyan demi gargara olarak kullanılır. Cildiniz çok mu yağlı? Banyodan çıkmadan son su olarak bir çaydanlık çay ile teninizi ovuşturun, balsam vazifesi görün. Derinizdeki yaraların temizlenmesi; çayı, derinizdeki yaraların temizlenmesi ve antibiyotik etki göstermesi için pamukla tatbik ederek kullanabilirsiniz. Eliniz balık, soğan mı kokuyor? Balık ayıkladınız, ellerinizi sabunla yıkadınız ve hala balık kokuyor. Ya da soğan soydunuz, soğan kokuyor. İşte kurtarıcınız yine çay. Elinizi demli çayla yıkayın. Bakın bakalım hiç koku kalmış mı? Gözünüz çapak mı yapıyor? Kaynamış çayı bir tasa koyup buharı gözünüze gelecek biçimde başınızı üstüne koyun. Ya da ılık çaya batırılmış pamuğu gözlerinize ve etrafına tatbik edin. Yemek yerken dilinizi mi ısırdınız? Yine ilacı demlikteki çaydır. Ağzınızı günde üç defa çalkalayın, diliniz dokuz yerine üç günde iyileşecektir. Buzdolabınız koku mu yapıyor? Demlikte kalmış çay posalarını kurutup bir kap içinde buzdolabının orta rafına yerleştirin, kokudan eser kalmayacaktır.